Veli Bilgilendirme Sistemi Français English
PDR

Blog

01 Mart 2018

Özel Alan Rehberlik Etkinliği

5 yaş öğrencileriyle Rehberlik dersinde Özel Alanlarını daha iyi anlamaları adına keyifli bir etkinlik süreci gerçekleştirildi. Vücutlarının etrafında bir hulohop olduğu ve özel alanlarının bu huluhop ile çevrili olduğu uygulamalı bir şekilde gösterildi.Başkalarının özel alanlarına girerken onları rahatsız etmeden ve izin alarak onlarla temas halinde bulunmamız gerektiği üzerine duruldu. İnsanlarla konuşurken onların hulohop alanlarından çıkıp kendi hulohop alanımızda kalmamızın iki tarafa da daha iyi hissettireceğinden bahsedildi. Birisi özel alanlarına zorla girmek istediğinde onlara “Hayır, benim özel alanıma, ben izin vermeden giremezsin.” demeleri üzerine çalışmalar gerçekleştirildi.

28 Şubat 2018

AFAD İşbirliği ile Okulumuzda Tatbikat Yapıldı

21/02/2018 Çarşamba günü okulumuz Dilek Özcan Oditoryumu’nda Uzman Klinik Psikolog Şahin Uçar tarafından “Çocuk ve Ergenlerde Cinsel Eğitim Verirken Nelere Dikkat Edilmelidir?” konulu sunum yapılmıştır. Anne ve babalara çocuklarına eğitim verirken nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda bilgi verilerek eğitimin doğruluğunun önemi vurgulanmıştır. Kendisine sunum için teşekkür ederiz.

07 Şubat 2018

AFAD İşbirliği ile Okulumuzda Tatbikat Yapıldı

6 Şubat 2018 Salı günü okulumuzda AFAD desteği ile ‘Deprem ve Bina Boşaltma Tatbikatı’ yapılmıştır. İl Acil Durum Ve Afet Müdürlüğü’nden gelen yetkililer verdikleri eğitim ile öğrencileri deprem ve afet karşısında nasıl davranmaları konusunda bilgilendirdiler.

10 Ocak 2018

Bağlanma Hikayemiz

10 Ocak 2018 Çarşamba günü okulumuzda Uzman Psikolojik Danışman Özge Gülmeriç tarafından “Bebeklikten Yetişkinliğe Bağlarımız: Bağlanma Hikayemiz ” konulu sunum yapılmıştır. Anne ve babalarla ‘’Bağlanma’’sürecinin içtenlikle paylaşıldığı sunum, oldukça verimli geçmiştir. Sayın Özge Gülmeriç’ e bu keyifli sunum için teşekkür ederiz.

29 Aralık 2017

Kardeş Okul ile Paylaşım Şenliği

El Sanatları Kulübü öğrencilerimiz, kardeş okulumuz olan “Hasköy Ortaokulu” öğrencilerini paylaşım şenliğinde ağırladı. Öğrenciler hep birlikte paylaşım şenliği etkinliklerine katılarak yeni yıl kutlama sevincini birlikte yaşadılar.

08 Aralık 2017

Güvenli İnternet ve Sosyal Medya Kullanımı

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisi olarak ortaokul öğrencilerimizin eğitimleri için planladığımız seminerlerden birini de 6 Aralık 2017 Çarşamba günü gerçekleştirdik. Dijital Pazarlama Uzmanı Selin Özçelik Kanalp, okulumuza gelip “Güvenli İnternet ve Sosyal Medya Kullanımı” hakkında öğrencilerimizi bilgilendirdi. 21.yüzyıl vazgeçilmezlerimizden sosyal medya araçlarının amaç dışı kullanıldığında oluşturacağı sonuçları ve doğru kullanımının bireye sağlayacağı yararları interaktif bir şekilde anlatan Kanalp, öğrencilerimiz tarafından ilgiyle izlendi. Kendisine bu keyifli sunumu için teşekkür ederiz.

30 Kasım 2017

PDR Bölümüyle Psikodrama Çalışması

21.11.2017 Salı günü Uzman Klinik Psikolog Murat Aldan tarafından PDR Bölümüyle Psikodrama çalışması gerçekleştirilmiştir. Psikodrama, bireylere yaşadıkları sorunları yeniden ele alma, bu sorunları sorgulama ve sahneleme imkanı tanıyan, bireylerin yaşantıları ile ilgili farklı yollar denemesine yardımcı olan bir tekniktir. Yapılan bu çalışma ile yaşanılan durumları dışarıdan izleme fırsatı yakalanır. Çocuk ve ergenler ile çalışırken kullanabilecek birtakım teknikler çalışılır. Katkılarından dolayı kendisine teşekkür ederiz.

22 Kasım 2017

20 Kasım Çocuk Hakları Günü

Çocuk; bugünün yarını, yarının umududur ve hayatımız çocukların üzerine kuruludur. 20 Kasım 1989 tarihinde; Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, 193 ülke tarafından onaylanmıştır ve bizim ülkemizde bu ülkeler arasındadır. Çocuk hakları, kanunen veya ahlakî olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu, eğitim, sağlık, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel bir kavramdır. Çocuklarımızın, haklarını öğrenmesi ve bilinçlenmesi adına okulda öğretmenleri, evde aileleri sözleşmede yazılan bu maddeleri onlarla paylaşmalıdır. Bizde 6 yaş öğrenci grubumuzla sahip oldukları haklar üzerine konuştuk. Video izledik ve daha sonrasına sahip oldukları haklarla ilgili bir afiş hazırlayarak sınıflarına astık . Tüm çocukların ‘Çocuk Hakları Günü’ ve her günü kutlu ve mutlu olsun.

30 Ekim 2017

Anaokulu Öğrencilerimize Mahremiyet Eğitimi

Çocuklarımızın kendilerini koruyabilmeleri için ilk adım çocuğa mahremiyet eğitiminin verilmesidir. Çocuklara mahremiyet eğitimi; sahip oldukları cinsel kimliğe uygun, ahlaki değerlerin farkında ve bilincinde sağlıklı kişilik yapıları geliştirebilmelerine yardımcı olmak amaçlı verilir. Bu eğitim, her çocuğun kendisinin ve başkalarının mahrem alanlarını tanımalarını, bu alana ilişkin değer yargılarını doğru geliştirmeyi amaçlar. Hem ailenin hem de okulun vermiş olduğu bu eğitim çocuklarımızın bedenlerini keşfetmelerini ve korumalarını sağlamaktadır. Biz de Anaokulu Rehberlik Birimi olarak 5 Yaş Kelebekler, Uğurböcekleri ve Arılar sınıfımızda kendilerini daha iyi korumaları ve özel bölgelerini tanımaları adına “Mahremiyet Eğitimi” çalışmaları gerçekleştirdik. Bedenlerinin sadece onlara ait olduğunu ve onlar istemedikleri sürece, kimsenin onlara dokunamayacağı üzerine konuşmalar yaptık. İyi Dokunuş ve Kötü Dokunuşu fark etmeleri adına örnekler sunduk . Yabancı birisi onlara rahatsız edecek davranışlarda bulunduğunda o kişilere “Hayır bunu yapamazsın! Benim bedenim bana ait. Bana dokunamazsın! “ gibi ifadelerde bulunmaları gerektiği üzerine konuştuk. Daha sonrasında güvendikleri kişilere gidip durumu anlatmaları gerektiğini belirttik. Mahremiyet Eğitimi ile ilgili bir video izleyerek konumuzu pekiştirdik.

26 Ekim 2017

İlkokul Öğrenci Meclis Başkanlığı Seçimi

2017-2018 Eğitim Öğretim yılı TED Bursa Özel İlkokulu “Öğrenci Meclis Başkanlığı” seçimleri tamamlanmıştır. Sınıf arkadaşları tarafından oylamayla belirlenen üç başkan adayı, öncelikle Okul Müdürü Türkan DİNGAZ ile toplantı yapmıştır. Daha sonrasında oy kullanacak 2, 3 ve 4. sınıf öğrencilerine kendilerini tanıtarak öğrencilerden oy istemişlerdir. Demokratik bir oylama sonucunda, başkan adayları arasından en yüksek oyu alan 4A sınıfındaki Melisa AVŞAROĞLU adlı öğrencimiz ‘’İlkokul Meclis Başkanı’’olmaya hak kazanmıştır. Başarısından dolayı öğrencimizi kutluyor, başarılarının devam etmesini diliyoruz.

26 Ekim 2017

Ortaokul Öğrenci Meclis Başkanlığı Seçimi

2017-2018 Eğitim Öğretim yılı “TED Bursa Özel Ortaokulu öğrenci meclis başkanlığı seçimleri tamamlanmıştır. Seçim sonuçlarına göre altı aday arasından en fazla oyu 7A sınıfı öğrencileriden Demir İnal almıştır. “Ortaokul Öğrenci Başkanı” olarak çalışmalarına başlayacaktır. Kendisini kutlar, çalışmalarında başarılar dileriz.

26 Ekim 2017

Okul Başkanımızı Seçtik

Okulumuzda demokrasi bilincini geliştirmek üzere Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönlendirmesi ile “Okul Başkanı Seçimi” 25 Ekim 2017 Çarşamba günü gerçekleştirilmiştir. Okul meclis başkanlığına aday ekiplerimiz, ADMITTED, BENEFITED VE TEDAVİ grupları saygılı ve demokratik bir şekilde tanıtım çalışmalarını tamamladı. Oy verme işlemi bitiminde sandık kurulumuzun oy sayımı işleminin sonucunda TEDAVİ grubunun başkanı Melih TÜRKOĞLU, en yüksek oyu alarak, “Okul Başkanı” olmaya hak kazandı. Öğrencimizi ve ekibini tebrik eder, okul meclis çalışmalarında başarılar dileriz.

23 Ekim 2017

Okul Başkanımızı Seçiyoruz

Milli Eğitim Bakanlığı okul meclisi seçimi yönergesi doğrultusunda, okulumuzda seçim hazırlıkları yapılmaktadır. Okul meclisi oluşturma çalışmaları ile cumhuriyetimizin demokrasi ile güçlendirilmesi, öğrencilerimize demokrasi kültürünün yerleştirilmesi, hoşgörü bilincinin gelişmesi, milli -evrensel değerleri beraberce benimseyebilmesi, seçme seçilme ile oy kullanma kültürünün kazandırılması, kamuoyu oluşturabilme becerilerinin kazandırılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda okulumuzda “ADMITTED, BENEFITED, TEDAVİ “ olmak üzere üç grup ile demokrasi bilinci oluşturulmaktadır. Ekiplerimiz bir süredir afiş ve birebir görüşmeler ile öğrencilerine seslerini duyurmanın yanı sıra bugün Dilek Özcan Oditoryumu’nda gerçekleştirdiğimiz etkinlikle, başkan seçilirlerse okul meclisi ile beraber yapacakları çalışmaları anlattılar. 25 Ekim 2017 Çarşamba günü gerçekleşecek seçimde üç ekibimize de başarılar dileriz.

19 Ekim 2017

Sosyal Medya Kullanımı

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisi olarak öğrenci eğitimlerimiz için planladığımız seminerlerden birini de 19 Ekim 2017 Perşembe günü gerçekleştirdik. Dijital pazarlama uzmanı Selin Özçelik Kanalp “Sosyal medya kullanımı ”na ilişkin öğrencilerimizi bilgilendirdi. 21.Yy’da vazgeçilmezlerimizden sosyal medya araçlarının, amaç dışı kullanıldığında oluşturacağı sonuçları ve doğru kullanımının bireye sağlayacağı yararları interaktif bir şekilde anlatan sayın Kanalp, öğrencilerimiz tarafından ilgiyle izlendi.

11 Ekim 2017

Çocuğun Anne İle Olan İlişki Evresi ve Babalık İşlevi

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisi olarak veli eğitimlerimiz için planladığımız bir dizi seminerin ilkini 11 Ekim 2017 Çarşamba günü gerçekleştirdik. Psikiyatrist Dr. M.Can Yavaşcaoğlu’nu “Çocuğun anne ile olan ilişki Evresi ve babalık işlevi” başlığı altında velilerimize verdiği bilgiler ışığında interaktif bir şekilde geçen seminerimiz velilerimiz tarafından büyük ilgi ile karşılandı. Özellikle anne-baba olarak çocukların hayata hazırlanma süreçlerinde izlenecek yol haritaları konusunda sayın Yavaşcaoğlu’nun verdiği yaşamsal örnekler velilerimizi olumlu etkilemiştir.

25 Eylül 2017

Lise Hazırlık Sınıfları Oryantasyon Gezisi; “ Gölyazı-Eskikaraağaç”

Ortaokulu bitirip gelen öğrenci, yeni fiziksel ve sosyal ortam içerisine girer. Yeni girdiği bu ortam kendisi açısından bilinmezliklerle doludur. Doğal olarak zihninde pek çok soru oluşacaktır. Özellikle de arkadaş ortamı oluşturmak konusunda neler yapması gerektiğine ilişkin iç dünyasında kaygılar oluşur. Bu noktada eski ve yeni öğrencilerin kaynaşabilmesi çok elzemdir. Öğrencilerin bu süreci mutlu ve endişesiz bir şekilde geçirebilmesi için “oryantasyon” çalışmalarının yapılması hem gerekli hem de çok önemlidir. Bu düşünceden hareketle, PDR birimi olarak, Yabancı dil öğretmenlerimizle beraberinde öğrencilerimizle “Gölyazı –Eskikarağaç oryantasyon gezisi “ni gerçekleştirdik. Birbirini yeni tanımakta olan öğrencilerimizin okul ortamı dışında yaptığımız etkinliklerle daha samimi ve içten iletişim kurmayı başarmalarının beraberinde kültürel ve doğal güzelliklerimizi de tanımaları biliş dünyalarını da zenginleştirmiştir.

20 Eylül 2017

Ortaokul Danışmanlık Toplantısı

Öğrenci danışmanlığı; Eğitim ortamında bir danışman ve öğrenci arasında, öğrenciyi başarıya götüren becerileri destekleme ve besleme amacıyla tasarlanmış işbirliğidir. Bizlerde okulumuzda bu çalışmaları okulun ilk haftasından itibaren başlatıyoruz. Öğrencilerimiz ile yapılan görüşmeler ve takip süreci sonrasında velilerimiz öğrenci danışmanları tarafından düzenli olarak bilgilendirilir.

14 Eylül 2017

Ortaokul Kulüp Tanıtımı

Öğrencilerimiz okulun ilk haftasında yapılan kulüp tanıtımı sonrasında yıl boyunca katılacakları kulüpleri seçerler.

07 Eylül 2017

Okula Başlıyorum

2017-2018 Eğitim Öğretim yılında TED Bursa Koleji anaokulu velileri ile ilk buluşma 6 Eylül Çarşamba günü, birinci sınıf velileri ile de 7 Eylül Perşembe günü Dilek Özcan Oditoryumunda gerçekleştirilmiştir. Okul Müdürümüz Türkan DİNGAZ’ın konuşmasından sonra velilerimize, öğrencilerin okula başlama sürecini daha verimli geçirmeleri adına PDR sunumları yapılmıştır. Anaokulu PDR bölümünden Serenay ÇAVDAR, ilkokul PDR bölümünden ise Ayşe ALTUN “Okula Başlıyorum” adlı sunumu yapmıştır.

24 Ağustos 2017

PDR Bölümü Kriz ve Krize Müdahale Sunumu

PDR Bölümü öğretmen ve idarecilerimizle Kriz ve Krize Müdahale konulu sunumu paylaştı. Yoğun başlıklar ile neler yapılması gerektiği ve planlamalar güncellendi.

04 Nisan 2017

El Ele ve El Sanatları Kulübünden Löder’e Destek Kermesi

30 mart 2017 Perşembe günü okulumuzda kermes heyecanı yaşandı. Elele eve El Sanatları kulübü öğrencilerimiz Löder e destek olmak için çalıştılar.İlköğretim ve ortaokul öğrencilerimize,kulüp öğrencilerimiz ve ailelerine,öğretmen ve idarecilerimize,personelimize desteğinden dolayı çok teşekkür ederiz.

10 Mart 2017

“Çocukta Mahremiyet” Semineri

En değerli varlığımız olan çocuklarımızı güvenli büyütmek ve doğru bir şekilde hayata hazırlamak amacıyla okulumuz PDR (Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik)bölümünün düzenlediği etkinlikler çerçevesinde 9 Mart 2017 tarihinde psikolog sayın Ayşegül ALKIŞ’ ı okulumuza konuk ettik. Sayın Ayşegül ALKIŞ “Çocukta Mahremiyet” konusunda velilerimizle interaktif bir şekilde bilgi paylaşımında bulundu. Özellikle mahremiyet kavramının sınırlarının çocuklarımızın günlük yaşam akışında nasıl olması gerektiğini örneklerle anlattığı konferansında Alkış velilerimizden gelen soruları da yanıtladı. Psk. Ayşegül ALKIŞ’a okulumuz velileri ile gerçekleştirmiş olduğu bu verimli seminer ve bilgi paylaşımından dolayı teşekkürlerimizi sunarız.

24 Şubat 2017

Sedat ÖRSEL Gençlerle Buluştu

Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya Bölümü Öğretim Üyesi Sn. Sedat ÖRSEL, okulumuzun 8, Hazırlık, 9 , 10 ve 11. sınıf öğrencileriyle bir araya gelerek “Okul için değil yaşam için öğreniyorum” konulu unutulmaz bir konferans gerçekleştirdi. Kariyer Planlama programı kapsamında gerçekleşen konferansa 8. sınıf öğrencilerimiz de liseye geçiş oryantasyon etkiniliği olarak katıldılar. Türk televizyonculuk tarihinin duayen isimlerinden Sn. Sedat ÖRSEL, TED Bursa Koleji Öğrencilerine yaşam boyu öğrenmenin bireye katacağı ayrıcalıklardan bahsetti. Nitelikli ve donanımlı insan olabilmek için çok kitap okumanın, zamanı verimli çalışmalarla geçirmenin öneminin vurgulandığı etkinlik izleyiciler tarafından büyük bir ilgi ve keyifle takip edildi.

12 Ocak 2017

"Sınav Kaygısı" PDR Veli Semineri

5 Ocak 2017 Perşembe günü Psikolog Gülçin Fidan tarafından okulumuz velilerine yönelik olarak ‘Sınav Kaygısı’ konulu seminer gerçekleştirilmiştir.Velilerimize sınav kaygısı nedir? Ve Kaygıyı yaşayan çocukları için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği konularında yol gösterici bilgiler verilmiştir.

10 Ocak 2017

Meslek Seçimi Semineri

29 Kasım 2016

AFAD Işbirliği Ile Okulumuzda Tatbikat Yapıldı

29 Kasım Salı günü okulumuzda AFAD desteği ile ‘Deprem ve Bina Boşaltma Tatbikatı’ yapılmıştır. İl Acil Durum Ve Afet Müdürlüğü’nden gelen yetkililer verdikleri eğitim ile öğrencileri deprem ve afet karşısında nasıl davranmaları konusunda bilgilendirdiler.

29 Kasım 2016

MEB Ortak Sınavları Bilgilendirme Sunumu

MEB ortak sınavları bilgilendirme sunumu 8. Sınıf velilerimize yapıldı. Rehberlik bölümü ve ölçme değ birimi işbirliğinde yapılan sunumda velilerimize sistem hakkında bilgi verildi.

23 Kasım 2016

Okulumuz Öğrencileri Kariyerlerini Planladılar

Okulumuzun geleneksel olarak gerçekleştirdiği “Kariyer Planlama Günü” etkinliğinin 5.si seçkin üniversitelerin katılımıyla gerçekleşti. ‘Kariyer Planlama Günü’nün açılış konuşmasını yapan Lise Müdürümüz Ebru BEKİL, öğrencilerin kariyerlerini planlama süreçlerinin önemini, kişinin sahip olduğu bilgi, beceri, ilgi, değer yargıları, güçlü ve güçsüz yönlerinin farkına varmaları ve kendileri için kısa, orta, uzun dönemli hedefler saptamaları gerektiğini vurguladı. Yapılan organizasyonun tüm lise öğrencilerimize, gelecekteki yaşamları ve meslek seçimleri için neler yapmaları gerektiği ile ilgili bilinçlenme ve farkındalık kazanmalarını sağladığını belirtti. TED Bursa Kolejinin 88 yıllık TED geleneğinden aldıkları güçle, hem ‘Uluslararası Bakalorya Diploması’ alanında, hem de üniversite giriş sınavlarında, başarılarının artarak devam ettiğini iletti. Açılış programı Bilgi Üniversitesinden konuk konuşmacı olarak davet edilen Doç. Dr. Deniz KANTUR, gelecekte öğrencilerin mesleklerine büyük katkılarda bulunacak, “Girişimcilik, tutku, yaratıcılık ve azim” konulu etkili bir sunum gerçekleştirdi. ‘Kariyer Planlama Günü’ adı altında birçok devlet ve vakıf üniversitesinin katılımı ile gerçekleştirilen etkinlik, öğrencilerimizin yoğun ilgisi ile devam etti. Üniversitelerden gelen akademisyenler eş zamanlı oturumlarda kendi alanlarının mesleki tanıtımını yaptılar. Özellikle öğrencilerin kariyer yolculuklarında farklı üniversite ve mesleklere ilişkin bilgi almaları vizyonlarının gelişimi açısından onlara büyük katkı sağladı. Lise Müdürümüz Ebru BEKİL, öğrencileri bilgilendirdikleri ve üniversite atmosferini okullarına taşıdıkları için tüm akademisyenlere plaketlerini vererek, kendilerine teşekkürlerini iletti.

11 Kasım 2016

Ergenlik Dönemi Özellikleri, PDR Veli Semineri

8 Kasım Salı günü okulumuz velilerine yönelik olarak Türk Psikologlar Derneği’nin Bursa Şubesi yönetim kurulu başkanı P sikolog Yılmaz Gürkan tarafından “Ergenlik Döneminde Kişilik Gelişimi ve Genel Gelişim Özellikleri’’ konulu seminer gerçekleştirilmiştir. Seminer, davetlilerimizin sunuma aktif katılımıyla, dinamik bir şekilde sürdürülmüştür. Velilerimizin merak ettiği konularla ilgili sorularına yanıt buldukları bu keyifli seminere katkılarından dolayı Psikolog Yılmaz Gürkan’a teşekkür ederiz.

27 Eylül 2016

Ergenlik Dönemi Özellikleri, PDR Veli Semineri

8 Kasım Salı günü okulumuz velilerine yönelik olarak Türk Psikologlar Derneği’nin Bursa Şubesi yönetim kurulu başkanı P sikolog Yılmaz Gürkan tarafından “Ergenlik Döneminde Kişilik Gelişimi ve Genel Gelişim Özellikleri’’ konulu seminer gerçekleştirilmiştir. Seminer, davetlilerimizin sunuma aktif katılımıyla, dinamik bir şekilde sürdürülmüştür. Velilerimizin merak ettiği konularla ilgili sorularına yanıt buldukları bu keyifli seminere katkılarından dolayı Psikolog Yılmaz Gürkan’a teşekkür ederiz.

27 Eylül 2016

“Okula Başlıyorum” Semineri

2016-2017 eğitim öğretim yılına başlamadan önce anaokulu psikolojik danışmanı Özge Gülmeriç ve ilkokul psikolojik Danışmanı Ayşe Altun “Okula Başlıyorum” konulu sunumlarıyla okula uyum, okulun ilk günlerine hazır olma konularıyla ilgili olarak anaokulu ve 1.sınıf velilerine bilgi verdiler. Tüm öğrencilerimize yeni eğitim öğretim yılında bol bol bilgi, eğlence, dostluk, merak ve başarı diliyoruz.

22 Nisan 2016

Sınav Kaygısı

Kardeş okulumuz (Hasköy Ortaokulu) 5. sınıf öğrencileri ve okulumuz 8. sınıf öğrencileri ile "sınav kaygısı" çalışması yaptık.

14 Nisan 2016

Bilinçli İnternet Kullanımı

El Ele Kulübü 14 Nisan 2016 tarihinde ortaokul öğrencilerine "Bilinçli İnternet Kullanımı" isimli sunum yapmıştır. Öğrencilerimiz sunumlarında arkadaşlarına internet hakkında çeşitli bilgiler sunmuştur.

11 Nisan 2016

Çocuk Yetiştirmede En Önemli Üçlü

11 Nisan 2016 tarihinde Psikolog Ayşegül Alkış tarafından okulumuzda “Çocuk Yetiştirmede En Önemli Üçlü” konulu seminer gerçekleştirilmiştir. Çocuk yetiştirmede en önemli üçlünün “Yeterlilik, Değerlilik ve Sevilebilirlik” olduğu vurgulanmıştır. Velilerimizin merak ettiği konularla ilgili sorularına yanıt buldukları, keyifli seminere katkılarından dolayı Ayşegül Alkış’a teşekkür ederiz.

08 Mart 2016

Çocuklar Nasıl Daha Kolay Öğrenir?

8 Mart 2016 tarihinde Psikolog Emine YURDAKUL tarafından okulumuzda “Çocuklar Nasıl Daha Kolay Öğrenir?” konulu seminer gerçekleştirilmiştir. Seminer, velilerimizin aktif katılımıyla dinamik bir süreç izlemiştir. Kişilerin günlük hayatta karşılaşılabilecekleri örnek olaylar temel alınmıştır. Sunduğu yararlı bilgilerden dolayı Emine YURDAKUL’A teşekkür ederiz.

04 Mart 2016

Okulumuz “Deprem Haftası” Etkinliklerinde Ayakta Alkışlandı

1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle okulumuzda gerçekleştirilen etkinlikler anlamlı görüntülere sahne oldu. “Çevremizi Koruyalım” temalı başlangıç klibi sonrasında, AFAD tanıtım filmi yayınlandı. 8A Sınıfı öğrencimiz Pelin Coşkun, Yitirilenlerin Anısına başlıklı yazısını flüt korosu eşliğinde okudu. Okulumuz Sanat Bölümü tarafından bu güne özel bestelenen deprem temalı şarkı, koro tarafından seslendirildi. Dinleyenleri çok duygulandıran bu bölüm dinleyicilerden büyük alkış aldı. Sahneye çıkan Anaokulu öğrencilerimizin gerçekleştirdiği ve başlangıç harfleriyle anlamlı sözcüklerin iletildiği, deprem, sel ve yangın temalı çalışma izleyenlerin çok beğenisini kazandı. Programın sonunda “Deprem” konulu afiş yarışmasında birincilik, ikincilik, üçüncülük ve mansiyon alan öğrencilere ödüllerini Vali Yardımcısı Emir Osman Bulgurlu, Mudanya Kaymakamı Orhan Çiftçi, İl Afet Acil Durum Müdürü İbrahim Tarı, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Seyfi Perçinli, TED Bursa Koleji İlköğretim Kurumları Müdürü Necati Çakır, Afet Acil Durum Birlik Arama Kurtarma Müdürü Yalçın Mumcu verdiler. Organizasyon sonrasında Deprem konulu afiş sergisinin açılışını gerçekleştiren Vali Yardımcısı Emir Osman Bulgurlu tüm öğrencilere başarılar dilediğini belirtti. Öğrenciler sonrasında AFAD’ın deprem sergisini ve Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti’nin standlarını gezdiler.

14 Ocak 2016

Çocuk Gelişiminde Sınırlar ve Kural Koymanın Önemi

14 Ocak Perşembe günü okulumuz velilerine Çocuk ve Genç Psikiyatristi Uzm. Dr. Özgür DENİZ tarafından “Çocuk Gelişiminde Sınırlar ve Kural Koymanın Önemi” konulu sunum yapılmıştır. Sunumda çocuk yetiştirmede önemli olan unsurlar velilerimiz ile paylaşılmıştır. Katkılarından dolayı Uzm. Dr. Özgür Deniz’e teşekkür ederiz.

08 Ocak 2016

U.Üniv. Hastane İlköğretim Okuluna Anlamlı Bir Ziyarette Bulunan El Ele Kulübü Öğrencileri

Okulumuzun, “El Ele Kulübü” öğrencileri, arkadaşlarından topladıkları hikâye kitaplarını, “Bizim İnsanımız Derneği” ile birlikte, dernek kurucusu velimiz Başak Baykan’ın da yönlendirmeleriyle, Uludağ Üniv. Tıp Fak. Hastanesinde bulunan bir sınıflık ilköğretim okuluna götürerek hasta arkadaşlarına ellerini uzattılar. Bu anlamlı dokunuşun tüm yürekleri aydınlatması dileğiyle yeni bir ihtiyaç listesi oluşturarak tekrar kollarını sıvadılar. Gelecek nesil, okuyan, sorgulayan ve paylaşan nesillerin olacaktır duygu ve düşüncesiyle hastane okulu öğretmeni Kamil Hocamıza, kulüp öğretmenimiz Elif Dönmez’e ve bize desteğini esirgemeyen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.

07 Aralık 2015

Kardeş Okulumuza Anlamlı Ziyaret

TED Bursa Koleji Elele Kulübü ve Anaokulu Bölümümüz ile birlikte Kardeş okulumuz olan Çepni İlköğretim ve anaokuluna ihtiyaçları olan kırtasiye oyuncak ve eğitim materyalleri götürdük. Malzeme ve oyuncakları kulüp öğrencilerimiz ile birlikte anaokuluna yerleştirdik. Oradaki bir öğrencinin bunları görünce "kendimi rüyada gibi hissediyorum" sözleri ve mutlulukları görülmeye değerdi. Kardeş okulumuz ile daha güzel etkinliklerde bir araya gelmek üzere çalışmalarımız devam edecektir.

13 Kasım 2015

El Ele Kulübü

Kardeş okulumuz Çepni ilköğretim okuluna El Ele Kulübü olarak ziyarette bulunduk.

13 Kasım 2015

MEB Ortak Sınavları Bilgilendirme Sunumu

MEB ortak sınavları bilgilendirme sunumu 8. Sınıf velilerimize yapıldı. Rehberlik bölümü ve ölçme değ birimi işbirliğinde yapılan sunumda velilerimize sistem hakkında bilgi verildi.

06 Kasım 2015

Ortaokul Rehberlik Çalışması

İlçe Öğrenci Meclisini belirlemek üzere toplantıya başkanlarımız ile katıldık.

22 Ekim 2015

Ortaokul Rehberlik Çalışması

Ortaokul öğrencilerimize ergenlik dönemini anlatan sunum yapılmıştır.

19 Ekim 2015

İlkokul Öğrenci Meclisi Başkanlığı Seçimleri

İlkokul öğrenci meclisi başkanlığı seçimlerini tamamlamıştır. Seçim sonuçlarına göre en fazla oy alan 4. sınıf öğrencilerimizden Deniz Kaan Kuyucuklu İlkokul Öğrenci Başkanı, Mert Gencer Şimşek ise İlkokul Öğrenci Başkan Yardımcısı seçilmiştir. Öğrencilerimizi kutlar, başarılarının devamını dileriz.

16 Ekim 2015

El Ele Sosyal Dayanışma Kulübü

El Ele Sosyal Dayanışma Kulübü ile Mutfakta Sanat Kulübü yardım amacıyla düzenlenen kermes etkinliğinde bir araya geldiler. İki kulübün birlikte düzenlediği kermesten elde edilen gelir ihtiyacı olan Köy okullarına yardım için kullanılacak.

16 Ekim 2015

Ortaokul Öğrenci Meclisi Başkanlığı Seçimleri

Ortaokul öğrenci meclisi başkanlığı seçimleri tamamlanmıştır. Seçim sonuçlarına göre en fazla oy alan 8.SINIF öğrencilerimizden Kaan Miraç Sezen Ortaokul Öğrenci Başkanı seçilmiştir, kendisini kutlar başarılarının devamını dileriz.

02 Ekim 2015

Üniversite Tanıtım Günü

Lisemizin geleneksel “Üniversite Tanıtım Günü” etkinliğinin 4. sü 1 Ekim Perşembe günü Lise Oditoryumunda gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını yapan Okul Müdürü Sn. Sami SARIOĞLU, öğrencilerin kariyerlerini planlama süreçlerinde dikkat etmeleri gerekenler konusunda önemli önerilerde bulundu. Öğrencilere gitmeyi düşündükleri üniversitelerin öğretim kadroları, uluslararası çalışmaları, burs olanakları, yerleşkesinin sağladığı sosyal ortamı, yurt dışı eğitim ve bilimsel olanakları gibi özelliklerinin özenle incelenmesi gereğini vurgulayan Sn. Sami SARIOĞLU başarılı bir kariyer planlama sürecinin tüm bu özeliklerin bileşkesi olduğunu belirtti. TED Bursa Koleji olarak 2014-2015 Eğitim Öğretim yılında öğrencilerinin ilk 1000 de 36 derece yapmalarının önemli bir mutluluk ve gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Lise bünyesinde oluşturulan Üniversite Destek Programının (ÜDEP)başarılı bir şekilde devam ettiğini söyleyen SARIOĞLU, üniversite hazırlığı için gerekli olan eğitim birikimini yıllarca başarı ile öğrencilerine ulaştıran 87 yıllık TED geleneğinden aldığımız güçle hem uluslararası diploma alanında hem de üniversite giriş sınavlarında başarılarını her zaman bir üst hedeflerle taşıyarak çalışmalarını devam ettirdiklerini belirtti. Üniversite Tanıtım Günü birçok devlet ve vakıf üniversitesinin katılımı ile gerçekleştirilirken, lisemizin tüm öğrencileri bu etkinliğe katıldılar. Üniversiteler kendi tanıtımlarının yanı sıra “Geleceğin Meslekleri” hakkında bilgilendirme yaptılar. Özellikle öğrencilerin kariyer yolculuklarında farklı üniversite ve mesleklere ilişkin bilgi almaları vizyonlarının gelişimi açısından onlara büyük katkılar sağladı. Lisesi Müdürümüz Sn. Sami SARIOĞLU, katılımcı olan üniversitelere, öğrencileri bilgilendirdikleri ve üniversite atmosferini okullarına taşıdıkları için teşekkürlerini sundu.

15 Eylül 2015

Seramik İle Sınav Kaygısını Kontrol Etme ve Motivasyon

TED Koleji Lise grubu, Hazırlık ve 9.sınıf öğrencilerimizle Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisi ile Sanat bölümümüzün ortaklaşa bir çalışma gerçekleştirmiştir. “Seramik ile sınav kaygısını kontrol etme ve motivasyon “ etkinliğimizde öğrencilerimiz seramik çamuru ile zihinlerindeki olumsuz imgeleri olumluya dönüştürerek semboller oluşturmuşlardır.

10 Mart 2014

Toplum Hizmeti

Toplum Hizmeti çalışmaları ile; öğrencilerimizin Türkiye ve dünya çapında sorumluluk sahibi birer yurttaş olmalarını hedeflenmektedir. Okulumuzda planlanan çalışmalar ile öğrencilerin insan ve doğa sevgisi geliştirmeleri gerçek yaşamda uygulamalar yaparak öğrenmelerini sağlamak amaçlanmaktadır. Bu planlama çerçevesinde 6.sınıf öğrencilerimiz son yıllarda görülen ‘çocuk felci ’ vakaları için aşı kampanyasına kermes yaparak destek oldular.

23 Ocak 2014

Sağlıklı Beslenme

Uzman diyetisyen Sevil Ertürk öğrenci ve velilerimize sağlıklı beslenme üzerine bilgilendirmede bulundu.

22 Ocak 2014

Akadamik Başarı ve Aile

Okulumuz rehber öğretmenlerinden Sibel EMNİYET'in konuk olduğu ve "Akadamik Başarı ve Aile" konusunun konuşulduğu ve "Kulisten Sahneye" ismili program Olay TV ekranlarında yayınlanmıştır.

22 Ocak 2014

EMPATİ

İlkokul öğrencilerimiz ile EMPATİ konulu rehberlik çalışması yaptık. Bu çalışmada amacımız; öğrencilerimizin kendilerini arkadaşlarının yerine koyarak onların duygu ve düşüncelerini anlamalarını sağlamaktı. Etkinliğimizde, sihirli gözlükler kullanılarak aynı zamanda eğlenceli bir çalışma olmuştur. Öğrencilerimizle bu çalışma kapsamında kendi duygu ve görüşlerine yer verilmiştir.

13 Ocak 2014

MİNİKLERİN PDR DERSİ: Biz Ocak ayında neler öğrendik?

Çocuklarla “Güvenli ve Tehlikeli davranışları” konuştuğumuz bu dersimizin bir benzerini sizler de evde yapabilirsiniz. Bir sorun yaşadığında güvendiği kişiler kimler olmalı?, İstemediği bir dokunma karşısında ne yapmalı?, Arkadaşlar birbirlerine sevgilerine nasıl göstermeli?... sorularına uygun cevapları çocuklarınızı da düşündürerek bulabilirsiniz. Aşağıdaki videoda cinsel istismara ilişkin çocuklarla konuşabilmek için güzel bir örneği de sizlerle paylaşıyoruz…

13 Ocak 2014

Aidiyet

Lise öğrencilerimizle “Değerler Eğitimi” projesi kapsamında “Aidiyet” konusunu işledik. Aidiyet kavramının sözlük anlamından yola çıkarak, aileye, bir gruba, okula ve topluma aidiyeti inceledik. Öğrencilerimiz yaptıkları araştırmalar ile TED Koleji mezunlarını ve şu anda çalıştıkları sektörleri araştırarak, sunum ve pano çalışmaları gerçekleştirdiler. Özellikle TED Bursa Koleji olarak, sahip olduğumuz Türk Eğitim Derneği misyonumuzu aşağıda yer aldığı şekliyle öğrencilerimizle paylaştık ve geliştirdik. Bugün yurt yüzeyine yayılmış ve Milli Eğitim Bakanlığından sonra, eğitim ve öğretim alanında en güçlü kuruluş Türk Eğitim Derneği 'dir. Türkiye 'de, büyük işler başarmış olan her kurum gibi Türk Eğitim Derneği de Atatürk 'ün eseridir. Atatürk 'ün yurt sorunlarını çözmekteki engin görüşü ve düşünüşü eğitime büyük hizmet veren bir derneğin doğmasına neden olmuştur.

Cumhuriyetin ilk yılları pek çok alanda olduğu gibi eğitim alanında da bir reform ve modernizasyon çalışması gerektiriyordu. Türk Eğitim Derneği böyle bir girişimde kamu ve özel kesimin çabalarını birleştiren, eğitim sisteminde reformun uygulayıcısı bir kurum olacaktı. Böylesi bir atılımda özel sektörün ve şahısların katılımının önemini Cumhurbaşkanı Kemal Atatürk 1 Kasım 1925 'de meclisin açılışında yaptığı konuşmada açıkça dile getiriyordu. Atatürk, Devletin eğitim sisteminin gelişmesi için azami çabayı gösterdiğini, özel girişimlerin de bu konuda yer almasının önemini vurguluyordu. Atatürk 'ün eğitim alanında belirttiği bu çözüm şekli özel teşebbüsün kendi imkanları ile devlete yardımcı olmasına yol açıyor ve kısa bir süre sonra Türk Maarif Cemiyeti 'nin (Türk Eğitim Derneği) kuruluş hazırlıkları başlıyordu. İlk olarak, şimdi müze haline sokulan ve o zaman Cumhuriyet Halk Fırkası Merkezi olan eski Büyük Millet Meclisi binasında bütün Milletvekilleri, üst düzey yöneticiler ve ileri gelen işadamlarının katıldığı bir toplantı yapıldı. Türk Eğitim Derneği'nin kurucuları adını alan ve içinde bir başbakan, dokuz bakan, iki yüz iki milletvekili, Genel Kurmay Başkanı ve ikinci başkanı, iki Danıştay üyesi, on üç bakanlık Genel Müdürü, bir tüccar, bir gazeteci ve bir Dernek Genel Sekreterinin bulunduğu bu kurul, Trabzon Milletvekili Hasan Saka'nin başkanlığında, inceleme ve görüşmelere başlıyor. Sonuç olarak Atatürk 'ün direktifini en iyi şekilde gerçekleştirecek çözüm yolu olan Türk Eğitim Derneği'nin kurulmasında birleşiliyordu. Ve böylece hazırlanmış olan Dernek Ana Tüzüğü bu kurulda madde madde görüşülerek oy birliği ile ve alkışlarla kabul edildi.

Bu suretle 31 Ocak 1928 tarihinde kurulan Türk Eğitim Derneği, eserin yaratıcısı Büyük Atatürk 'ün himayesine alınmış ve ana tüzüğümüzde yer alan "Cumhurbaşkanı, Türk Eğitim Derneği'nin yüksek koruyucusudur.", hükmü ile bu yöndeki düşüncesi kendinden sonraki Cumhurbaşkanlarımıza da iletilmiştir. İlk adi "Türk Maarif Cemiyeti" olan Derneğin, 1934 yılında adının öz türkçeleştirilmesi kararlaştırılmış ve 1936 yılında bir süre "Türk Kültür Cemiyeti" adi kullanılmıştır. 1946 yılı Haziran ayından itibaren de "Türk Eğitim Derneği" adı kabul edilmiştir.

1929 yılının Mart ayında da, beş yıldızlı ve meşaleli amblem bugünkü şekil ve renkleri ile Dernek amblemi olarak seçilmiştir. Türk Eğitim Derneği ana tüzüğünün ilk kabul edilen şekline göre bütün üyelerin katıldığı Genel Kurul, Genel Merkez Kurulunu ve Genel Merkez Kurulu da Yönetim Kurulu 'nu seçmekte ve Dernek Genel Başkanlığı da Başbakan tarafından ifa edilmektedir. Türk Eğitim Derneği 'nin ilk Genel Başkanı İsmet İnönü olmuştur.

13 Ocak 2014

Öğrencilerimizden Oyun Önerileri

Oyun, çocuğun kendi dünyasını yansıtabildiği, eğlenceli bir aktivitedir. Çocukların kendisini ifade etme becerileri kazanması, özgüveninin gelişmesi, kendisini tanıması, kendini gerçekleştirmesi ve özyeterlilik kazanması için en kolay yoldur. Oyunla birlikte çocuklar duygularını yaratıcı bir şekilde yansıtabilecekleri bir alan bulmuş olurlar, yaratıcı düşünmenin, etkili sorun çözmenin ve çevreleri ile olumlu bir iletişim kurmanın ilk adımını atarlar. Kısacası oyun çocukların hayatı öğrendikleri ve her gün yeni bir deneyim yaşadıkları, özgür alanlarıdır. Bu nedenle çocukların okulda ve evde oynadıkları oyunlar onların ruhuna açılan kapılardır diyebiliriz. Bu ayki dergimizde biz de onların dünyalarına girerek onlarla birlikte öğrendiğimiz şeyleri sizlerle paylaşmak istedik. Aşağıdaki tabloda çocukların yaş gelişimine göre oynadıkları oyunlar ve içerikleri yer alıyor. Sizler de çocuklarınızın oynadığı oyunları gözlemleyerek hangi aşamada olduklarını ve nasıl gelişme göstereceklerini takip edebilirsiniz.

oyun önerilerini görmek için tıklayınız

14 Aralık 2014

Liseli Gençlerimiz Üniversite Tanıtım Gezisindeydi

11. ve 12. Sınıf öğrencilerimiz 12 Aralık günü , TED- ODTÜ VE BİLKENT Üniversiteleri tanıtım gezisine katıldılar. Gezinin yapılma amacı öğrencilerimizin Kariyer Hedeflerini belirlerken ilgili üniversiteleri yakından görmelerini sağlamaktı. Bu amaç doğrultusunda öğrencilerimiz, üniversitelerin fiziki-sosyal-kültürel-akademik yapısını doğrudan görmenin yanı sıra üniversite yetkililerine birebir sorularını yöneltme olanağına sahip olmuşlardır. Böylece öğrencilerimizin bakış açılarında oluşan olumlu değişim, akademik hayatlarına artı bir değer olarak yansıyacaktır.

12 Aralık 2014

Üniversite Tanıtım Günü

Okulumuz Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisi tarafından 3.sünün organize edildiği “Üniversite Tanıtım Günü” etkinliğimiz 8 Aralık Pazartesi günü gerçekleşti. Açılış konuşmasını yapan Okul Müdürümüz Sn. Sami SARIOĞLU, öğrencilerimizin kariyerlerini planlama süreçlerinde dikkat etmeleri gereken önerilerde bulundu. Öğrencilerimizin gitmeyi düşündükleri üniversitelerin, öğretim kadrolarının, burs olanaklarının, yerleşkesinin sağladığı sosyal, bilimsel olanakların, özenle incelenmesi gereğini vurgulayan Sn. Sami SARIOĞLU başarılı bir kariyer planlama sürecinin tüm bu özeliklerin bileşkesi olduğunu belirtti. 20 civarında devlet ve vakıf üniversitesinin katılımı ile gerçekleşen etkinliğimizde, lise öğrencilerimizin yanı sıra 8.sınıf öğrencilerimizde yer almışlardır. Üniversiteler kendi tanıtımlarının beraberinde “Meslek Tanıtımı” yaptılar. Özellikle öğrencilerimizin kariyer planlama süreçlerinde farklı üniversite ve mesleklere ilişkin bilgi almaları vizyonlarının gelişimi açısından büyük katkı sağladı. Katılımcı olan üniversitelere, öğrencilerimizi bilgilendirdikleri için teşekkür ederiz.

10 Aralık 2014

Biri Oyun mu Dedi?

Çocukların dili; oyun… Bilindiği gibi çocuklar oyunla büyürler, oyunla öğrenirler, oyunla gelişirler. Onların kendilerini ifade etme dilidir oyun. Ancak son zamanlarda sizlerle ve öğretmenlerimizle yaptığımız görüşmelerde genellikle çocukların kendi başlarına zaman geçirme, paylaşma, birlikte yeni bir oyun kurma yani kısaca oyun dilini etkin kullanma konusunda sıkıntılar yaşadığını dile getiriyoruz. Eski oyunlar çok cazip gelmiyor, yeni oyunlar da hızlıca tüketiliyor… Bu durumu değiştirmek için, çocukların oyun dilini öğrenmeye açık oldukları kritik bir dönem olan okul öncesi grubunda sizlerin de desteğinize ve yaratıcılığınıza ihtiyacımız var. Bu konuyla ilgili olarak bir proje düzenlemeye ve sonunda da bu yepyeni fikirleri bir kitapta toplamaya karar verdik. Bu kitaptaki fikirleri Ocak ayında Göster-Anlat etkinliklerinde de anlatarak okulda oynamalarını sağlayacağız. Projemize katılmak için 26 Aralık 2014 tarihine kadar oyun önerilerinizi gönderebilirsiniz.

Proje Formuna Ulaşmak İçin Tıklayınız

10 Aralık 2014

Üniversite Tanıtım Günü

Okulumuz Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisi tarafından 3.sünün organize edildiği “Üniversite Tanıtım Günü” etkinliğimiz 8 Aralık Pazartesi günü gerçekleşti. Açılış konuşmasını yapan Okul Müdürümüz Sn. Sami SARIOĞLU, öğrencilerimizin kariyerlerini planlama süreçlerinde dikkat etmeleri gereken önerilerde bulundu. Öğrencilerimizin gitmeyi düşündükleri üniversitelerin, öğretim kadrolarının, burs olanaklarının, yerleşkesinin sağladığı sosyal, bilimsel olanakların, özenle incelenmesi gereğini vurgulayan Sn. Sami SARIOĞLU başarılı bir kariyer planlama sürecinin tüm bu özeliklerin bileşkesi olduğunu belirtti. 20 civarında devlet ve vakıf üniversitesinin katılımı ile gerçekleşen etkinliğimizde, lise öğrencilerimizin yanı sıra 8.sınıf öğrencilerimizde yer almışlardır. Üniversiteler kendi tanıtımlarının beraberinde “Meslek Tanıtımı” yaptılar. Özellikle öğrencilerimizin kariyer planlama süreçlerinde farklı üniversite ve mesleklere ilişkin bilgi almaları vizyonlarının gelişimi açısından büyük katkı sağladı. Katılımcı olan üniversitelere, öğrencilerimizi bilgilendirdikleri için teşekkür ederiz.

12 Kasım 2014

Merkezi Ortak Sınavlar

23 Ekim 2014

İnternet, Teknoloji ve Çocuk Gelişimi

Klinik psikolog YEŞİM CANLI SAK tarafından tüm okul velilerimize "İnternet, Teknoloji ve Çocuk Gelişimi" konulu sunum yapılmıştır.

20 Ekim 2014
Akıl ve Duygu Sağlığı

Akıl ve Duygu Sağlığı kapsamında Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin 2. yabancı dil dersi çalışmaları.

13 Ekim 2014
Akıl ve Duygu Sağlığı Günü

10 Ekim, tüm dünyada akıl sağlığına dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla “Mental Health Day- Akıl Sağlığı Günü” olarak kutlanıyor. Bizler de okulumuzda bu günü öğrencilerimiz ve velilerimizle birlikte kutluyor ve onların bu konudaki farkındalıklarını arttırmaya çalışıyoruz. Bu senenin teması; “Şizofreni ile yaşamak”. Şizofreni; düşünüş, duyuş ve davranışlarda önemli bozuklukların görüldüğü, hastanın kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak kendi dünyasında yaşadığı, genellikle gençlik çağında başlayan bir ruhsal hastalıktır. Çoğu durumda şizofreni bozukluğu; gerekli tedavi şartlarının sağlanması ile iyileşme sürecine girerek, kişilerin üretken ve toplumla barışık bir şekilde yaşayabilmelerine olanak sağlamaktadır. Ancak tüm ruhsal bozukluklarda olduğu gibi şizofrenide de fark etmek ve harekete geçmek oldukça önemli. Şizofreni belirtileri (Bu belirtiler her hastada farklı boyutlarda ve sürelerde gözlemlenebilir.)

• Düşünce akışı ve içeriği ile ilişkili belirti ve bulgular: Şizofrenide düşünce içeriği ile ilişkili olarak ortaya çıkan belirtilerin en önemlisi hezeyanlardır. Hezeyanlar aksine kanıtlarla ve mantık yoluyla çürütülmesine rağmen kişinin inanmayı sürdürdüğü, kişinin kültürü, dini ve eğitimi ile ilişkili olarak normal kabul edilemeyecek türden yanlış inanışlardır. Düşüncenin oluşturulması ve akışındaki değişiklikler arasında düşüncelerde azalma, düşünce blokları (düşünce akışının aniden kesintiye uğraması), çağrışımlarda dağınıklık, konuşma yapısının tümüyle kaybolması gibi belirtiler bulunur.

• Algı ile ilişkili belirti ve bulgular: Şizofrenide sıklıkla ortaya çıkan belirtiler arasında varsanı (halüsinasyon) ve yanılsama (illüzyon) sayılabilir. Şizofrenide halüsinasyonlar en sık işitsel olmakla birlikte beş duyunun da varsanısı olabilir. Şizofrenide, işitsel halüsinasyonlardan özellikle kişinin davranışları hakkında yorumlarda bulunan konuşmalar duyma ve iki kişinin yine hastanın davranışları hakkında konuştuğunu duyma şeklinde olanlar sıktır.

• Duyguların deneyimlenmesi ve ifade edilmesi ile ilişkili belirti ve bulgular: Kişinin duygusal yaşantısındaki çeşitliliğin azalması olarak ifade edilebilecek duygusal küntlük ve kişinin hezeyanlarla ilişkili bir duygudurum içinde olması şizofrenide görülebilecek duygusal değişiklikler arasında sayılabilir.

• Bilişsel işlevlerle ilişkili belirti ve bulgular: Özellikle kronik gidişli hastalarda bilişsel işlevlerle ilgili bozulmalar olabilir.

Bu kapsamda okulumuzda da her yaş düzeyi için uygun etkinliklerle bu haftayı geçiriyoruz. Anaokulu öğrencilerimizle birlikte hazırladığımız videoyu beğenmenizi umuyoruz. Farkında olun, sağlıkla kalın…

09 Ekim 2014
Akıl ve Ruh Sağlığı

Akıl ve ruh sağlığı konusunda değişik tanımlamalar bulunmaktadır. Ancak genel olarak kişinin sosyal çevresi ve kendi içinde dengeli bir ilişki kurabilmesi olarak tanımlanabilir. Bir insanın akıl ve ruh sağlığının yerinde olduğunun göstergesi olan bir takım özellikler göstermesi gerekmektedir.

Sonuç olarak akıl ve ruh sağlığı yerinde olan bir insanda şu özellikler bulunmalıdır:

– Kişi kendisiyle tutarlı ve normal davranışlar sergilemelidir. Sebepsiz ve uzun süreli kaygılar, üzüntüler, şüphelere sahip olmamalıdır. Normal olarak zaman zaman insan kaygılanabilir, üzüntü duyabilir. Bunlar sağlıklı bir insan olmanın göstergeleridir, bir probleme işaret değildir.

– Kişi arkadaşlık ilişkileri kurabilmeli ve ilişkilerini bir müddet sürdürebilmelidir.

– İnsanlarla uyum içinde, sevgi ve saygı çerçevesinde yaşayabilmelidir.
– Belirli durumlarda da olsa kendine güvenebilmeli ve özelliklerini mantık çerçevesinde görebilmelidir.

– Kişi toplumdaki konumunun bilincinde olmalı ve buna yönelik kendini geliştirmelidir. Kendini geliştirdiği ölçüde bundan mutluluk duymalıdır.

– Güç bir durumun içinde kaldığında güçlüğü atlatabilecek gücü kendinde bulabilmelidir. Bu durumu atlatmak üzere mücadele etmelidir ve çok küçük bir durumda bile yılmamalıdır.

– Kendi kararlarını kendi alabilmeli, kararlarının arkasında durmalı, bu kararları uygulamak için gerekli bilinci taşımalıdır.

– Toplumun genel yargılarıyla uyuşan davranışlar sergilemeli, topluma uygun inançlara sahip olmalıdır. Kendisi dışındaki düşünce ve inançlara karşı da mutlaka saygı göstermelidir.

– Sosyal bazı faaliyetlere sahip olmalı, çalışmak, spor yapmak, kitap okumak gibi bir takım faaliyetler göstermelidir.

AKIL SAĞLIĞI:

Akıl sağlığı tanımını kesin bir şekilde yapmak imkânsızdır çünkü bu terimin tanımları herkese göre farklılıklar gösterebilmektedir. Ancak biz şunu biliyoruz ki; akıl sağlığı, insanlarda coşku ya da çelişki olmaması anlamına gelmemektedir. Akıl sağlığı daha genel bir anlamıyla, insanların hayatta karşılarına çıkan yaralayıcı, üzücü, yıkıcı konular karşısında dik durabilme marifetidir diyebiliriz. Akıl sağlığı olan kişiler, yaşamlarında yaşadıkları kötü olayları, üzücü yaşananları bastırmak yerine kabullenirler ve bu doğrultuda yaşarlar. Bu durumlarla başa çıkmayı öğrenirler.

RUH SAĞLIĞI:

Ruh sağlığı ifadesinin tanımı için de kesin bir tanım yapamamakla birlikte aslında kişinin psikolojik ve ruhsal anlamda sağlıklı olmasıdır diyebilir. Ruhsal sağlığı yerinde olan insanlar, kendileriyle ve çevreleriyle güzel ilişkiler kurarlar ve hem kendiyle hem de çevresiyle denge ve uyum içinde olurlar. Bu da insanların toplumdaki yerini daha da sağlamlaştırır ve insanların toplumda kabullenmesini sağlar. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki ruh hastalığı, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bir kişiye böyle bir teşhis konduğunda tedavi sürecine başlatılırsa düzelecektir.

Kaynak: http://www.eokul-meb.com/akil-ve-ruh-sagligi-ne-anlama-gelmektedir-61642/

14 Mayıs 2014
Başarı Hikayem

Rehberlik bölümünün öğrencilerle yaptığı BAŞARI HİKAYEM projesi çalışmaları sürmektedir.

25 Nisan 2014
Sınıf İçerisinde Davranış Problemi Yaşayan Öğrencilere Yaklaşımlar

Ortaokul öğrencilerimiz ile yaptığımız rehberlik çalışmasında amacımız öğrencilerin kendini arkadaşlarının yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anlamalarını sağlamaktır. ‘Seni Anlayabilirim’ etkinliği ile öğrenciler bu çalışmayı resim yada hikayeye dönüştürerek arkadaşlarına sundular.5 ve 6.sınıf öğrencilerimiz ile yaptığımız bu çalışma çok başarılı ve eğlenceliydi.

17 Nisan 2014
Sınıf İçerisinde Davranış Problemi Yaşayan Öğrencilere Yaklaşımlar

Uzman Klinik Psikolog Canan Sayıoğlu anaokul, ilkokul ve ortaokul öğretmenlerine ‘’sınıf içerisinde davranış problemi yaşayan öğrencilere yaklaşımlar’’ konulu seminerini sunmuştur.

01 Mart 2014
MİNİKLERİN PDR DERSİ: Biz Şubat ayında neler öğrendik?

Şubat ayında 5 yaş grubu öğrencilerimizle yaptığımız derste “Duygularını uygun ifade etme” etkinliğini yaparak; duygularımızı ve duygularımızı ifade etmenin yolları hakkında konuştuk. Arkadaşlarımızın, öğretmenlerimizin, anne ve babalarımızın duygularını anlamaya çalıştık. Kendimizi üzgün, mutlu, öfkeli ve tedirgin hissettiğimizde yapabileceklerimizi düşündük.

Bu ay 6 yaş grubu öğrencilerimizle yaptığımız derste “Bakış açılarını” değerlendirdik.

11 Şubat 2014
TIMI (Teele Inventory of Multiple Intelligence) Ölçeği

Anaokulu öğrencilerimize uyguladığımız, TIMI 1992 yılında Sue Teele tarafından okul öncesi dönemde, ilköğretimin her iki düzeyinde, lisede ve üniversitede çocukların baskın zeka alanlarını araştırmak için oluşturulmuştur. Envanter yedi zeka alanını belirlemek için kullanılmaktadır. Çocukların gelişimsel özelliklerinin desteklenmesi açısından kritik dönem olan okul öncesi yıllardaki eğitim sürecinde “zengin uyarıcı çevre ortamı” ve “yaparak yaşayarak öğrenme” ortamlarının sunulmasının asıl amacı da çocukların düşünce sistemini geliştirmek ve destekleyici yaşam deneyimlerini arttırmaktır. Çocuklar erken dönemde uyarıcılar yoluyla ne kadar çok olumlu yaşantılar kazanırsa, yaşama, kendisine ve çevresine dair o kadar olumlu görüş ve düşünce geliştirebilecektir. Dolayısı ile çocuk kendi ilgi yetenek ve becerilerinin farkındalığını kazanacaktır. Böylece hem kendini hem de çevresini daha iyi tanıyabilecek, var olan potansiyeli ve sınırlılıklarının farkında olabilecektir. Bu amaçla uyguladığımız TIMI’de değerlendirilen zeka alanları; sözel-dilsel, mantıksal-matematiksel, görsel-uzamsal, müziksel-ritmik, bedensel-kinestetik, kişisel-içsel ve sosyal- kişilerarası zeka alanlarıdır. TIMI’nin uygulanması sırasında çeşitli kartlar öğrencilere gösterilerek iki resim arasında seçim yapmaları istenmiştir. Bu ölçekte belirlenmek istenen, uygulanma tarihi itibari ile öğrencinin ilgili olduğu alanların tespit edilmesidir.

  • Bir alanla ilgili sonucun yüksek çıkması, öğrencinin ilgisinin o alana yönelmiş olduğunu ifade eder,
  • Bir alanla ilgili düşük sonuç çıkması, öğrencinin ilgisinin o alana yönelmediği ve diğer alanlara yöneldiğini ifade eder.
  • Anaokulu grubundaki öğrencilerin ilgileri hızla değişebilir. Bu nedenle bu test sonucunda elde edilen sonuçlar bugünkü ilgilerini ifade etmektedir.

Minik PDR’nin 20.sayısında ele aldığımız “Çoklu Zeka Alanları” konusundan ilgili alanla ilgili bilgi edinebilirsiniz.

24 Ocak 2014
MİNİKLERİN PDR DERSİ: Biz Ocak ayında neler öğrendik?

Her ay planlanmış konularda işlediğimiz derslerde amacımız; Kapsamlı Gelişimsel Rehberlik Modeli çerçevesinde öğrencilerin “Kendini Tanıma ve Kişiler Arası Beceriler, Yaşam Rolleri ve Yaşam Kariyeri Planlama” konularında gelişimlerini desteklemekteyiz. Aralık ayında 5 yaş grubu öğrencilerimizle yaptığımız derste “Yeteri Kadar” etkinliğini yaparak; ölçülü olmadığımızda karşılaşabileceğimiz sorunları konuştuk. Bu ay 6 yaş grubu öğrencilerimizle yaptığımız derste “Başarının tadı” etkinliğini yaparak; dönemi başarı ile sonlandırmanın tadının nasıl olduğunu tartıştık. TED ailesi olarak iyi bir tatil geçirmenizi dileriz…

08 Ocak 2014
MİNİKLERİN PDR DERSİ - Biz Aralık ayında neler öğrendik?

Her ay planlanmış konularda işlediğimiz derslerde amacımız; Kapsamlı Gelişimsel Rehberlik Modeli çerçevesinde öğrencilerin “Kendini Tanıma ve Kişiler Arası Beceriler, Yaşam Rolleri ve Yaşam Kariyeri Planlama” konularında gelişimlerini desteklemektir.

Aralık ayında 5 yaş grubu öğrencilerimizle yaptığımız derste “Benim Özel Alanım” etkinliğini beraber eğlenirken, birbirimizin özel alanlarına saygılı olduğumuzda daha az sorun yaşadığımızı öğrendik.

Bu ay 6 yaş grubu öğrencilerimizle yaptığımız derste “Hepimiz Farklıyız” etkinliğini yaparken birbirimizin farklı olduğunu ve bu farklılıkların bize renk verdiğini öğrendik.

TED ailesi olarak farklılıklarımıza saygı göstererek yaşamanın keyfini çıkarma kararı aldık. Bu çizgi filmde ve çevrenizde gördüğünüz farklılıklara saygı göstermeme durumlarına “Dur yapma” diyerek sizler de bize katılabilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=1ZGsmw3f5Ik

05 Aralık 2013
Herkesin Bir İşi Var Benim İşim Oyun Oynamak

Okul öncesi dönemi olarak bilinen 0-6 yaş dönemi çocukların temel bilgi beceri ve bir takım alışkanlıklarının kazanıldığı bir dönemdir. Bu dönemde çocukların büyük bir kısmı zihinsel, duygusal, sosyal ve bedensel gelişimini tamamlamaktadır. Bu yüzden çocukların bu dönemde alacakları eğitim çok önemlidir. Çünkü 0-6 yaş döneminde çocuğun öğrenme yetisinin en yoğun olduğu, zihinsel yeteneklerinin en hızlı geliştiği süreçtir. Tam bu aşamada okul öncesi eğitimin çocuğa sağladığı yararlar oldukça fazladır.

Çocuklar bu dönemde yaşama becerilerini oyunla öğrenirler. Yetişkinlerin bir işi olduğu gibi çocukların işi ise oyun oynamaktır. Çocukların bu oyun ihtiyacını yaşıtları ile işbirliğini geliştirebilmesi, paylaşmayı öğrenmesi, kendi haklarını koruyabilmeyi öğrenebileceği en iyi yer anaokuludur. Anaokullarında verilen temel eğitimlerden biri de çocuğa sorumluluklar vermek ve onu yüreklendirip kendine olan güven duygusunun gelişmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda çocuk akranları ile ilişki kurarak hayat boyu kullanabilecekleri deneyimleri yine anaokulunda yaşıtları ile oyun oynayarak kazanır. Böylece başkalarının hakkına saygı duyma ve kendi haklarına sahip çıkma becerisini öğrenirler. Bunların yanı sıra çocukların bedensel, sosyal, zihinsel ve duygusal gelişimlerine yönelik birçok faaliyetlerinin yapıldığı bir ortamdır. Örneğin; fiziksel olarak makas kullanma, yapıştırma, resim yapma, parmak boyası gibi faaliyetler ile ince motor becerileri gelişirken, koşma, zıplama, fırlatma gibi faaliyetlerle de kaba motor becerileri gelişmektedir. Böylece çocuk sosyalleşme sürecinin ilk adımlarını atarak dış dünyaya açılmış olur. Okul öncesi dönemi çocuğunun anne çalışıyor olsa da olmasa da anaokuluna gitmesi çocuğun gelecek yaşamında ve okul yaşantısı boyunca da daha başarılı bir birey olabilmesi için önemli bir yer tutar.

Psikolojik Danışman
Sena YILDIRIM

04 Aralık 2013
MİNİKLERİN PDR DERSİ: Biz Kasım ayında neler öğrendik?

Her ay planlanmış konularda işlediğimiz derslerde amacımız; Kapsamlı Gelişimsel Rehberlik Modeli çerçevesinde öğrencilerin “Kendini Tanıma ve Kişiler Arası Beceriler, Yaşam Rolleri ve Yaşam Kariyeri Planlama” konularında gelişimlerini desteklemektir. Kasım ayında 5 yaş grubu öğrencilerimizle yaptığımız derste “Paylaştıkça Çoğalan Sevgimiz” etkinliğini yaparken çok eğlendik. Arkadaşlarımızla sevgimizi paylaştıkça gördük ki sevgimiz giderek büyüdü, büyüdü… Birkaç etkinlik örneğimizi de sizlerle paylaşmak istedik.

Bu ay 6 yaş grubu öğrencilerimizle yaptığımız derste “İyi Dokunma / Kötü Dokunma” etkinliğini yaparken birçok şey öğrendik. Arkadaşlarımızla oynarken, evde, serviste, restoranda, parkta… her yerde yeni biriyle tanışır, sevdiklerimizle zaman geçirebiliriz. Ancak iyi dokunma ve kötü dokunma hakkında bilgi sahibi olunca, kendimizi tehlikelerden korumak ve eğlenmek daha da kolay.

04 Aralık 2013
ÇOCUK VE ERGEN DEPRESYONU

Depresyon çok uzun yıllardır bilinen bir hastalık olmasına karşın, çocukluk çağı depresyonu ancak 1970’ lerden sonra bilim literatürüne girmiştir. Özellikle son 20-30 yılda yapılan çalışmalarda çocukluk çağı depresyonunun belirtileri, tanı kriterleri ve tedavisi konusunda hayli bilgi birikimimiz olmuştur. Erişkin dönemi depresyon kriterleri ile çocuk ve ergen dönemi depresyon kriterleri temelde aynıdır. Dünya sağlık örgütü verilerine göre, depresyon görülme sıklığı açısından tüm hastalıklar içinde ilk sırada yer almaktadır. Erişkin dönemde bu kadar yaygın görülen bir hastalığın çocuk ve ergenlerde hiç görülmediği ya da çok görüldüğü şeklinde bir kanaat oluşmuştur. Oysa depresyon tek tek belirtilerin görülmesi gerekse hastalık bağlamında çocuk ve ergenler için de sorun teşkil etmektedir.

BELİRTİLERİ
Depresyon dilimize “Çökkünlük” olarak tercüme edilmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere bir duygu durum bozukluğu olan depresyonun temel belirtisi mutsuzluktur. Depresif duygu durumu erişkin depresyonunun olmazsa olmaz belirtisidir. Yani erişkinlerde mutsuzluk ve zevk almama depresyonun en temel iki belirtisidir. Depresif çocuklarda ise depresif duygu durumu her zaman görülmeyebilir.

Mutsuzluk
Çocuklar da erişkinler gibi mutsuz, keyifsiz ve huzursuz olabilirler. Ancak erişkinlerden farklı olarak çocuklarda depresif duygu durum yerine “irritable duygu durum” görülebilir. Bu çocuklar dışarıdan bakıldığında mutsuz ve keyifsiz değil; sinirli, huzursuz ve gergin görünürler. Bu çocuklarda şiddeti ve sıklığı zaman zaman artan öfke nöbetleri gözlenebilir. Basit şeylere hemen öfke ile karşılık verirler.Olmayacak zaman ve yerde sinirlenir, çağırır ve hatta kendilerine ve çevreye zarar verici davranışlarda bulunabilirler. Öfke nöbeti sergileyen bu çocuğun davranışları aileler tarafından yanlışlıkla yaramazlık ya da davranış sorunu olarak algılanabilir. Oysa çocukta var olan depresif duygu durum sinirlilik ve öfke olarak dışarı yansımaktadır.

Zevk almama
Depresif çocuk ve ergenler öncesinde keyifle yaptıkları eylemlerden artık zevk almamaya başlarlar. Örneğin, çok zevkle uzun süre oynadığı oyuncağı artık oynamak istemez, arkadaşları ile birlikte oynamaktan zevk almamaya başlar ve dışarı çıkmaz, keyifle izlediği film ve diziler, takip etmeyi bırakır.

Yorgunluk, enerji azlığı
Depresif çocuk ve ergenler hastalık öncesi ile kıyaslandığında enerjilerinde azalma ve yorgunluk belirtileri gösterirler. Bu nedenle de oyunlara katılmak, spor aktivitelerine devam etmek istemezler. Halsizlik yorgunluk ve bitkinlikten şikayet ederler. Günlük yaşamda yavaş hareket etmeye başlar ve daha çok yatmayı tercih ederler.

Değersizlik ve suçluluk duyguları
Depresif dönemde kişi kendini değersiz hisseder. Özgüveni düşüktür. Çocuklarda anne babasının, kardeşlerinin, arkadaşlarının veya öğretmenlerinin kendini sevmediği düşüncesi hakimdir. Depresif çocuklar kendilerinin hiçbir katkısı olmadığı halde bazı olaylar nedeniyle kolayca kendilerini suçlarlar. Örneğin, anne-babasının arasındaki kavgaların nedeni olarak kendini görür.

Dikkat sorunları
Dikkat ve konsantrasyon sorunlarına sıklıkla rastlanır. Bu durum çocuk ve ergenlerin akademik hayatlarını olumsuz olarak etkiler ve akademik performansları giderek düşer.Sınıfta dersi takip dememe, eşyalarını kaybetme, masa başında oturamama, ve planlı hareket edememe sıklıkla rastlanan belirtilerdendir. Buna bağlı olarak da çocuk ve ergenin ders notları ve sınav başarılarında düşüklük gözlenebilir. Özellikle akademik başarıdaki hızlı düşüşlerde depresyon akılda tutulması gereken önemli nedenlerden biri olmalıdır.

NEDENLERİ
Son yıllarda yapılan çok değerli biyolojik araştırmalara rağmen depresyonun tam nedeni henüz tespit edilememiştir. Ancak yapılan tüm çalışmaların ortak kanaati, depresyonun genetik yatkınlıkla ilişkisi olduğu şeklindendir. Bu genetik yatkınlıkla merkezi sinir sisteminin serotonerjik ve noradrenerjik sistemlerinde sorun olduğu bilinmektedir. Kabaca depresyona yatkın bir genetiğe sahip olan kişiler çok daha kolay bu hastalığa yakalanmaktadırlar. Olumsuz yaşam olayları psikolojik travmalar, ayrılıklar ve kayıplar kişide depresyonun ortaya çıkmasını tetiklerler.

DEĞERLENDİRME VE TANI SÜRECİ
Depresyon belirtileri gösteren çocuk ve ergenlerin mutlaka bir çocuk psikiyatristi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Bu çocuk ve ergenleri aileleri bilgilendirilmeli ve tanı için çocuk psikiyatri kliniğine yönlendirilmelidirler. Tanı sürecinde, çocukla ilgili klinik görüşme, çocuğa ve aileye doldurtulan ölçekler, aile ve okuldan alınan bilgiler çok değerli yer tutar.

TEDAVİ
Depresif çocuk ve ergenlerin tedavisinde ilk ve en önemli aşama aile eğitimi ve öğretmenlerin bilgilendirilmesidir. Bu süreçte depresyon belirtileri, tedavisi ve çocukla birlikte yaşayanların nasıl davranacakları konusunda bilgilendirilmeleri çok önemlidir. Tedavi sürecinde antidepresan denilen ilaçlar kullanılır ve bireysel ya da grup terapileri uygulanır. Depresyon tedavileri hayli yüz güldürücüdür. Ancak unutmaması gereken depresyonun tekrarlayan bir hastalık olduğudur.



KAYNAK: POPÜLER PSİKİYATRİ DERGİSİ- PROF DR. MÜCAHİT ÖZTÜRK

04 Aralık 2013
SINAVLARDA AŞIRI HEYECAN

Sınavlar, öğrencilerin okul yaşamlarına yön veren en önemli etkinlikler arsında yer alır. Akademik başarıların en önemli belirleyicisi, sınavlarda alınan notlardır. Okuldaki başarı ile birlikte, sınavlar öğrencinin bir üst düzeyde okul seçimini de belirleyen en önemli etkenlerde biridir. Stresin tamamıyla kötü olmadığını dikkate alarak işe başlayın. Orta derecede stres, en iyisini yapabilmeniz için sizi harekete geçirir. Öte yandan aşırı stres ise, direncinizi azaltabilir ve savunma sisteminizi tehdit edebilir. Yapılması gereken, stresi kontrol altında almak ve onu azaltarak yararınıza işlemesini sağlamaktır.

STRESİ YÖNETMEK
Stres ile başa çıkabilmek için pek çok etkili teknik kullanabilirsiniz. En iyi faydayı, bunları her gün tekrarlayarak görürsünüz. İlk olarak gevşeme ve nefes alıştırmaları ile ilgili yönergeleri izlemelisiniz. Pratik yaptıkça tepkileriniz daha otomatik hale gelecektir. Birkaç hafta sonra strese ve kendinize daha güvenli, sakin tepkiler vereceksiniz. Kısa bir süre sonra da stresi idare etmenin sonucu olarak dünyayı algılama şeklinizi değiştireceksiniz.

Temel Nefes Egzersizi
İyi bir nefes almak, her zaman iyi bir nefes vermekle başlar. Nefes alma işleminin bütünü zihinsel olarak denetlenmeli; ağır, derin ve sessiz olmalıdır. 1-Nefes alma egzersizine başlamadan öce sağ avucunuzu göbeğinizin altına, sol elinizi göğüs kafesinizin üstüne koyun. Ve, gözlerinizi kapatın. 2-Nefes almadan önce ciğerlerinizi iyice boşaltın. 3-Ciğer kapasitenizi hayali olarak ikiye bölün. Ve, "biir!..", "ikii!.." diye içinizden sayarak ciğerinizin bütününü doldurun. Kısa bir süre bekleyin, "bir", "iki" diye sayarak nefesinizi, aldığınız iki katı sürede boşaltın. Sağ eliniz göğüs kemiklerimizin (kafesinizin), hareketli bir köprü gibi yana doğru açıldığını hissetmeli. Yeni bir nefes almadan iki saniye bekleyin 4- İkinci ve üçüncü maddede yazılanları tekrarlayarak derin bir nefes daha alın ve verin. Egzersizi bir daha tekrarlayıncaya kadar mutlaka normal olarak en az dört-beş defa nefes alın.

KENDİNİZLE OLUMLU DİYALOG
Kişinin kendi kendine yaptığı olumsuz içerikli konuşmalar, zaman geçtikçe otomatikleşir ve olumlu bir içerik ile kolayca değiştirilmez. Stres düzeyinizi azaltmak istiyorsanız bu olumsuz düşüncelerin farkına varmanız çok önemlidir. Kendinizi hangi durumlarda ve ne kadar eleştirirsiniz? Kendinize sık sık kızar mısınız? Aşağıda olumsuz tutumlardan 10 tanesini bulacaksınız. Bunları okuduktan sonra bu tutumlardan herhangi birinin stres karşısında sizin gösterdiğiniz tepkilere benzeyip benzemediğine ya da size uygun olup olmadığına bakın.

1.Ya hep ya hiç türü düşünme; Bu şekilde düşünenler, dünyayı siyah yada beyaz olarak algılar, onlar için gri yoktur. Yaptıkları iş, gösterdikleri performans kendilerini tam anlamıyla tatmin etmiyorsa mutsuz olurlar kendilerini başarısız olarak görürler. Örnek; "Şu ödevi ne hale getirdiğime bir bakın. Bu işi beceremeyeceğimi biliyordum. İnsan bir işi en iyi bir şekilde yapamayacaksa, hiç başlamasın daha iyi." 2. Aşırı genelleme; Tek bir olumsuz olaydan hareketle, ardından gelen her şeyi bir yenilgi gibi değerlendirmek, aşırı genelleyici bir yaklaşımdır. Örnek; "Sınavda başarısız oldum. Ailem beni okuldan mutlaka alır." 3. Zihinsel süzgeç; Bu tür zihinsel çarpıtmalarda, yalnızca olumsuz ayrıntılar alınıp onlara yoğunlaşılır. Böylelikle gerçeğin tümü olumsuzlaşır. Tıpkı bir damla mürekkebin bir sürahi suyu morartması gibi. Örnek; "Dün derste, öğretmenin sorduğu soruyu nasıl oldu da yanlış yanıtladım. Aynı şeyi geçen haftada yaşadım. Ödevden de kötü not aldım. Hayat dayanılmaz bir hal aldı." 4. Olumluyu geçersiz kılmak; Şu yada bu nedenle olumlu olayların dikkate alınmaması gerektiğinde ısrar ederek, onları yok saymak da bir tür zihinsel çarpıtmadır. Örnek; "Eğer arkadaşım yardım etmeseydi, ben bu notu alamazdım.", "Onlar için bu kadar para harcamazsam, kimse benimle arkadaşlık yapmaz." 5. Hemen bir sonuca varma; Elinizde düşüncenizi destekleyecek kesin kanıtlar olmadığı halde, hemen olumsuz yorumlar yaparsınız. Örnek; "Hoca bugün bana hiçbir şey sormadı. Kızgınlığı devam ediyor olmalı. Yüzümü bile bakmadı. Beni sevmeğinden eminim." , "Ne söylerseniz söyleyin, ne yaparsanız yapın, onu bu konuda ikna edemezsiniz." 6. Aşırı büyütme ya da aşırı küçültme; Kişinin kendi başarısızlıklarını ve başkalarının başarılarını abartması, kendisinin değerli özellikleri ile başka insanların hatalarını önemsiz olarak görmesi sıklıkla yapılan bir başka zihinsel çarpıtmadır. Örnek; "Benim okulda başarısız olmaya hakkım yok, kardeşimin de dersleri kötü ama o daha çok küçük." 7. Duygusal mantık yürütme; O sırada yaşadığınız olumsuz duygularınıza bakarak, gerçeğin bu duygulara göre olduğuna karar vermek; duygulardan hareket edip gerçeği tanımlamaktır. Örnek; "Böyle hissettiğime göre doğru olmalı.", "İçimde büyük bir sıkıntı var. Belli ki, bugün sınavım kötü geçecek." 8. Meli-Malı cümleler; Kişi, kendisini suçluluk duyguları altında tutar, yapılacak her şeyi yerine getirecekmiş gibi bir inanca kapılır ve kendisini "yapmalı" ve "yapamamalı" sözcüklerine inandırmaya çalışırsa buda, bir tür zihinsel çarpıtmadır. Örnek; "Evdekilerin hayal kırıklığına uğramaması için başarılı olmak zorundayım.", "İyi bir insan sayılabilmem için başkalarını hep mutlu etmeliyim." 9. Kişiselleştirme; Herhangi bir olayla ilginiz ve sorumluluğunuz olmadığı halde, bu olayın nedenini kendinizmiş gibi görmek. Örnek; "Ben olmasaydım belki evdekilerin durumu daha iyi olurdu.", "Arkadaşlarım istedikleri gibi eğlenemiyorlar. Ben olmasaydım belki daha çok eğleneceklerdi." 10. Etiketleme ve yanlış etiketleme; Etiketleme, uç noktadaki genellemedir. Bu düşünce tarzına eğilimli olan kişi, hatasını açıklamak ve davranışın üzerinde durmak yerine, kendi kişiliğine, başkalarının hatası nedeniyle kendi kişiliğine olumsuz göndermeler yapar. Yanlış etiketlemede ise kişi herhangi bir olayı duygusal açıdan yoğun ve renkli bir dil kullanarak tanımlar. Örnek; "Yine zayıf not aldım. "Yine bana selam vermedi. Demek ki beni hiç sevmiyor." Tüm bu olumsuz ifadeler diret olarak bizim tutum ve davranışlarımızı olumsuz olarak etkiler ve stresimizin artmasına neden olur. Bundan dolayı, düşüncelerimizi ve duygularımızı hep olumlu bir şekilde ifade etmeye çalışmalıyız.

Rehberlik Servisi http://www.rehberlikservisi.com/Yazi.asp?ID=483

04 Aralık 2013
Anne ve Babalara Öneriler

Sınavlar öğrenciler üzerinde büyük bir baskı ve endişe yaratmaktadır. Ne var ki; sadece derslerinde çok başarılı olmaları yetmiyor. Sınav psikolojisine adapte olunması, kaygı ve endişeden uzak bir sınav geçirmeleri çok önemli olabilmektedir. Bazı öğrenciler sınav kaygısı ve heyecanını belirgin olarak yaşarlar; mide bulantısı, el ve vücut terlemesi gibi belirtiler gösterirler ve sınavda yaşayacakları kaygı ve endişeyi açıkça belirtirler. Bazı öğrenciler ise; sınav kaygısını net olmayan yollarla ifade ederler. Daha çok mide, baş, boyun ve sırt ağrısı şikâyetleri olur. Dinlendirici uyku uyuyamazlar, uyku düzenleri bozulur. Ya normalden çok daha fazla ders çalışmaya ya da sınav yaklaştıkça ders çalışma isteğinde belirgin bir azalma görülür. Durgunluk, içe kapanma olabilir. Ve sınav günü ile ilgili ya çok konuşurlar ya da vurdumduymazlık geliştirirler. Sınavların yaklaştığı son zamanlar iyi değerlendirilmeli ve anne baba kendi kaygı ve endişesini çocuğuna bulaştırmamalıdır. Eğer baş etmekte zorluk çekiliyorsa mutlaka profesyonel bir destek alınmalıdır.

www.sinavkaygisi.biz

11 Kasım 2013
Beslenme ve diyetetik

Okul velilerimize yönelik olarak 'Beslenme ve diyetetik' konulu semineri Jimer Hasta hanesi Diyetisyeni Sabiha Ataç vermiştir. Velilerimize beslenmenin önemini vurgulayan bilgiler aktarılmıştır.

24 Ekim 2013
Öğrencilerimiz Meclis Başkanlarını Seçtiler

Lise ve ortaokul öğrencilerimiz kendilerini temsil edecek meclis başkanlarını seçtiler. Yapılan oylama sonucunda oy çokluğuyla Cem ÖZEN ve ekibi Lise Meclis Başkanı seçilirken, Atakan ÜGE’de Ortaokul Meclis Başkanı seçildi. Öğrencilerimizi tebrik ediyor, başarılar diliyoruz.

24 Ekim 2013
Akıl ve Duygu Sağlığı Gününüz Kutlu Olsun

Zihinsel sağlık konusunda bilinçlenmenin amaçlandığı ve tüm dünyada kutlanan 10 Ekim “Akıl ve Duygu Sağlığı Günü” nü bizler de kutluyoruz. Bize göre akıl ve duygu sağlığı mutluluğun anahtarı. Bu nedenle biz de velilerimize sorduk. “Sizce mutluluk nedir?” diye… Aldığımız cevaplar bize bugünün önemini bir kez daha hatırlattı. Sizlerin de akıl ve duygu sağlığı gününüz kutlu olsun.

Bizce insanın iç huzurunun yerinde olması, fiziksel ve ruhsal sağlığının da bunu desteklemesidir.
Çağan Orhan Karakuş’un anne babası, Eylem-Gökhan Karakuş

Sağlıklı ve huzurlu olmak en güzel mutluluktur.
Lal ve Can Çokkardeş’in annesi, Ahu Çokkardeş

Mutluluk, sevdiklerimin gözlerinde gördüğüm gülümsemedir.
Sinan’ın annesi, Sinem Boyacı

Oğlumuz Bulut’un yanağımıza kondurduğu öpücüktür mutluluk.
Bulut Yağız’ın annesi, Zuhal Ulutaş

Bence mutluluk “akıl ve duygu sağlığı” yerinde olan ebeveynler olmak ve aynı yetilere sahip olan evlat sahibi olmaktır ve bunun yaşadığımız sürece devam etmesidir.
Kaya’nın annesi, Nurgül Çetinkaya

Gülümsemek ve insanları sevmektir.
Tolga’nın babası, Özgür Savaş

Çocukların kahkahasıdır.
Umut Berken’in annesi, Halime Karakaş Dayan

Mutluluk, insanın kendi iç dünyasına yaptığı en büyük keşiftir bence. Bu keşfi derinlemesine yapan ve içsel hazinesinin farkındalığında olan bir insan, gerçekte kim olduğunu, hangi sebepten ötürü var olduğunu, evrendeki yaşama amacını ve neye hizmet etmek için gönderilmiş olduğunu öğrenirse, nelerin veya kimlerin ona mutluluk verebileceğini anlar. Mutluluğa ulaşabilmek için ruhumuza ayna tutmalıyız. Kendimizi, hayattan ne istediğimizi anlarsak ve isteklerimizle birebir örtüşen şartları sağlarsak mutluluğa ve huzura kavuşabiliriz. Hayat, her anın tadını çıkarmak üzere bizlere sunulmuştur. Kendi mutluluğumuzu ancak kendimiz yaratabiliriz.
Efekan’ın annesi, Derya Yavaş

Mutluluk bir resim, minik parmakların yanağa dokunması, 65 yaş üstü anne-babaların gururla çocuklarına, torunlarına bakışı, eşinin bir başarısında birlikte yaptık demek, minik bir kedinin miyavlamasında dünyayı duyabilmek, sağlıklı olmak, akıl-ruh ve beden sağlığımız için her an dua etmek, ilkelere ve Atatürk’e sahip bir okula sahip olmak…
Hakkı Utku’nun annesi, Hayriye – Fatih Ünal

İçimizin coşkuyla dolmasıdır.
Arda’nın annesi, Semra Uğurlu

Kocaman bir gülümsemedir.
Demir Ege’nin annesi, Müge Çelik

Mutluluk; evlattır, huzurun, sağlığın ve aile bireylerinin bir arada olmasıdır.
Duru’nun annesi, Burcu Canıgeniş

Çocuklarımın evi dağıtabilecek kadar sağlıklı olmasıdır.
Berk ve Burak’ın annesi, Berrak Yaşar

Birilerini veya bir şeyleri sevmek, sevildiğini de bilmektir.
Hakan’ın annesi, Şükran Aşlar

Barış dolu bir dünya, tüm çocukların yüzünün güldüğü sevgi dolu bir dünya görmektir.
Eymen ve Aslı’nın annesi, Elif Dönmez

Mükemmeli aramadan olduğu gibi kabul edebilmek, Umudunu hiç kaybetmemek, Teşekkür edebilmek,Limanlarında hayatının güzel anılar bırakabilmek, Unutabilmek bazen, “La fa la sol” şarkı söyleyebilmek, Ulaşabilmek için hayallerine çalışabilmek, Koskoca evrende bir küçük öpücükle “seni seviyorum” diyebilmek.
Demir’in annesi, Gizem Çalışkan

Dudaktaki bir kıvrım, sevdiğimizin gözündeki ışıltı, güzel bir müzik, en sevdiğim yemeğin kokusu, kollarımdaki sevginin sıcaklığı, rengarenk gökyüzü, üstümdeki en sevdiğim kazak… Ama her şeyden önce farkında olmak, sahibi olduklarımız için. Bakmaktan ayrı görebilmektir mesela…
Nura Ayşe’nin annesi, Bike Öztürk

Bence mutluluk insanın sahip olduklarının kıymetini bilmesi, sağlıklı ve kimseye muhtaç olmaması, sağlığı yerinde çocuklarının olması.
Yusuf Tuna’nın annesi, Meltem Yaşar

Mutluluk; çocuklarımın gözlerinin gülmesidir.
Yaren, Nehir ve İrem’in annesi, Figen Üge

Bence mutluluk çocuklarım Erdem ve Ceren’in yüzündeki gülümsemedir.
Erdem’in annesi, Aylin Taşçıoğlu

Benim için mutluluk; kızımın gülen yüzünü görmektir, çiçeklerimin açtığına, yavruladığına tanık olmaktır. Sevdiklerimi mutlu edebilmektir. Doğa’nın güzelliklerini seyretmektir. Mutlu olabilmek için yapmamız gereken tek şey sonsuz mutluluk kaynaklarını fark edebilmektir.
Doğa’nın annesi, Elif Akman

Güzel bir aileye sahip olmak ve huzurla yaşamaktır. Kendinizden bile çok sevdiğiniz çocuğunuzun gözünüzün önünde sağlıklı bir şekilde büyümesidir. Onun gözlerine baktığınızda kendinizi görmenizdir ve bu müthiş mucizeye her gün şükretmektir.
Ceylin’in annesi, Özge Özgür

Yeni bir güne sevdiklerimle, sağlıklı bir şekilde uyanabilmektir., üzgüken omzunda ağlayabilecek bir dosta sahip olabilmeki yeni bir canın dünyaya gelişine şahit olabilmek, anne ve eş olabilmek, bir yudum kahve içmek, doyasıya gülmek, görmek, duymak, dokunmak, yürüyebilmek, sevmek ve sevilmek bence mutluluktur.
Selin’in anne babası, Şirin- Ervin Yılmaz

Sevdiklerinle birlikte huzur içinde yaşamaktır.
Demir’in annesi, Merve Uslu

Mutluluk; hayattaki engelleri aşmak, sıkıntılar karşısında yenilmemek ve planlar oluşturmak, hayatın yakasına yapışıp ben de varım diyebilmek gücüne sahip olabilmektir. Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’dır mutluluk.
Umut’un annesi, Didem Akengin

Can’ın cevabı; “Arkadaşlarımla oynamaktır.”
Burcu Hanım’ın cevabı; “Çocuğumun gözündeki ışıltıyı görmek.”
Can ve annesi Burcu Atay

Kızımın yüzünde gördüğüm her gülümseme, birlikte geçirdiğimiz her an, sağlıklı ve huzurlu olduğumuz her gün MUTLULUKtur benim için. “Anneciğim seni seviyorum” sözünü küçüğümün ağzından duyduğum her an, sımsıkı sarılışıyla beni kucaklaması MUTLULUKtur benim için.
Duru’nun annesi, Özlem Belgeç Kayıra

Çocuğumuzun ve eşimin yüzündeki samimi tebessüm, sağlıklı ve huzurlu bir hayattır. Paylaşmaktır mutluluk, iyiyi olduğu kadar kötüyü de…
Güvenmek ve güvenilir olabilmektir.
Çıkarsız, karşılık beklemeden sevmek ve sevildiğini bilmektir.
Mutluluk aslında şükretmeyi bilmektir.
Efe’nin annesi, İlkay Altıparmak

Aile, arkadaşlık, hep mutlulukla sonuçlanmasını istediğimiz şeylerdir. Mutluluk yaptığımız iş sonunda hissettiğimiz duygudur ve adeta bizim ödülümüzdür.
Kaya Emre’nin annesi, Elif Sevim Oran

06 Mayıs 2013
Sağ ve Sol Beynin Şifreleri

Vücudumuzun patronu olarak nitelendirebileceğimiz, en önemli organımız beyin genel olarak bir bütün olsa da sağ ve sol yarımküreleri farklı farklı misyonlara sahiptir. Sağ ve sol yarım kürelerin birbirleriyle iletişim, paylaşım, koordinasyon ve işbirliği içinde çalışarak, duygu, düşünce, karar ve davranışlarımızı yönettiği bilinmektedir.

    SOL BEYNİMİZİN FONKSİYONLARI
  • EĞER ve FAKAT der. Beyninin sol bölgesi daha baskın olan kişiler bu iki kelimeyi çok daha fazla kullanırlar. Çünkü beynin sol tarafı anlamaya çalışırken aynı zamanda ertelemeye de yatkındır.
  • Bedenimizin sağ tarafını harekete geçirir.
  • Gerçekçi ve sistematiktir.
  • Sevginin mantığını inceler.
  • Bilgiyi doğrudan somut ve mantıkla işler.
  • Benmerkezcidir.(tekil ve erildir).
  • Sürece ve sonuca odaklanır.
  • Kelimelerle ve sayılarla ilgilenir.
  • Koruyucu, tutucu ve savunucudur.
    SAĞ BEYNİMİZİN FONKSİYONLARI
  • Hızlı karar verir, acelecidir. Beynin sağ bölgesi daha baskın olan kişilerde duygular ön planda olduğu için arzularını ertelemekten hiç hoşlanmaz hemen olsun ister. Hızlı karar verip harekete geçme eğilimindedir.
  • Bedenimizin sol tarafını harekete geçirir.
  • Yaratıcı ve üretkendir.
  • Duygular ve hayallerin etkisindedir.
  • Sevgiye göre karar verir.
  • Bilgiyi şekil ve hayal gücü ile işler.
  • Kendisinden çok başkalarını mutlu etmeye çalışır.(çoğulcu ve dişildir). Kadınların şefkat duyguları yoğun olduğu için annelik iç güdüsü bu beyni kullanmayla ilgili olduğu düşünülmektedir.
  • Sezgilere ve hissetmeye önem verir.
  • Görsel konularla ve zevklerle ilgilenir.
  • Deneme yanılmayla karar verir.

ÖN BEYNİN ÖNEMİ
Sol beynin önceliği kendisindeyken, sağ beynin önceliği başkalarındadır. Oysa ön beyin, önceliğin kendisinde mi yoksa başkalarında mı olacağını, hangi şartta nasıl tercihler yapacağını iyi belirler. Sol beyin gerçekleri, sağ beyin duyguları, ön beyin ise doğruları analiz eder ve öncelik verir.

LİDER KİŞİLER BEYNİNİN HANGİ LOBUNU KULLANIYOR
Beynin iki yarımküresini birbirine bağlayan korpus kallosum adlı sinir lifleri yaptığı köprüsel yapı sayesinde bilgi alışverişini sağlıyor.

Korpus kallosum ne kadar iyi gelişmiş ise insanın bir bütün olarak beyinsel yeteneklerini sergilemesi ve beynini bir bütün olarak maksimum seviyede kullanması o kadar artıyor ve üst düzeye çıkıyor.

“Sol beyin sadık bir hizmetçi, Sağ beyin ise kutsal bir armağandır.”
(Einstein)

KAYNAKLAR:
Tarhan, Prof. Dr. Nevzat. Sağ Beyin Duygusal Sol Beyin Mantıklı
Yavuz, Dr. Mehmet http://www.e-psikiyatri.com/MESLEKLERI-BEYIN-SECIYOR-8279
http://www.ntvmsnbc.com/id/25438059/
Osaka Abaküs Derneği. Ticaret ve sanayi odası. OSAKA
http://www.osaka-abacus.or.jp/english/learn-the-abacus.htm

06 Mayıs 2013
Erteleme Alışkanlığı

Erteleme alışkanlığı ile ilgili bu videoyu izledikten sonra erteleme davranışınıza olan bakışınız değişebilir… Aklınıza takılan sorularda lütfen ertelemeden PDR ile görüşünüz. İyi seyirler dileriz.

10 Nisan 2013
İnternet Kullanım Alışkanlıkları

Çocukların internette dolaşırken karşılaştıkları riskleri ve buna tepkilerini tespit etmeyi amaçlayan “İnternet Çocuk Risk Algılaması” adlı araştırmaya göre;

 Çocukların %27’sinin internette tümüyle denetimsiz dolaştığını ortaya koydu.  Çocukların büyük bir çoğunluğu sohbet odaları, haber grupları ve diğer interaktif servisler gibi yabancılarla iletişim kurabilecekleri ortamları düzenli olarak ziyaret ediyor.  Ebeveynlerin %47’si çocukların internette ziyaret ettiği siteleri nadiren denetliyor.  Çocukların %27’si tümüyle denetimsiz olarak internette dolaşabiliyor.  Çocukların %34’ü internet kullanım prensipleri konusunda büyüklerinden hiçbir bilgi ve öneri almamış.

İnternet Ortamının Bağlayıcı Etkisi Nasıl Ortaya Çıkar?

•Aidiyet duygusu veriyor.
İletişim araçları aracılığıyla sunulan iletişim olanağı, ergenlere bir gruba ait olduklarını hissettiriyor. Ergenler, üye oldukları gruplar içinde yerleri olduğunu hissediyor. Günlük yaşamda iletişim kurmada ve sosyal ortamlara katılmada güçlük yaşayan ergenler, bu gruplar içinde onaylandıklarını, kabul edildiklerini hissediyor. •Kolay gerçekleşen hayaller vaat ediyor.
İnternet aracılığıyla hayallerdeki kişi olmak çok kolaylaştı. Ergenler, sosyal ilişki kurmada zorlanıyor, utangaç ya da kendine güvensiz olsalar bile, internet ortamında olmak istedikleri kişi gibi davranabiliyorlar. •Sosyal ortam sunuyor.
İletişim kurmada kolaylık sağlıyor. Bilgisayar, günlük yaşamda kolay iletişim kuramayan çocuk ve ergenelere, iletişim kurma ve birçok kişiyle tanışma olanağı sunuyor. Ergenler sanal ortamda kendilerini daha kolay ifade edebiliyor. Ergenler bu ortam içinde içlerinden geldiği gibi iletişim kurup yakınlaşıyor. •Gerçeklerden kaçmayı sağlıyor.
Bilgisayar oyunları ya da internet üzerinden sunulan içerik çok renkli, hızlı, görsel ve işitsel etkiler tarafından zenginleştirilmiş olduğu için, çocuğun ya da ergenin bilgisayar başında keyifli ve uzun zaman geçirmesine yardımcı oluyor. Bu da günlük sıkıntılar ya da sorunlardan uzaklaşmak isteyen çocuk ve ergenleri bilgisayar başına çekiyor.

Çocukların İnternette Güvenle Dolaşmasını Sağlamak İsteyen Ailelere Öneriler

1. Çocuklarınızla iletişim kurun. Çocuklara uygun olmayan sitelerle ilgili açık ve net bir şekilde konuşun. Bu tür içeriklerle karşılaştıklarında sizi bilgilendirmelerini isteyin, sorularını içtenlikle yanıtlayın. İnternetin olumsuzlukları ve internette çocuğunuzun karşılaşabileceği istenmedik durumlarda neler yapabileceği hakkında onu bilgilendirmelisiniz. Örneğin, çocuğunuzun rahatsız eden iletişimleri sonlandırabileceğini hatta gerekirse internetten çıkabileceğini söylemeniz bile çocuğunuzun kendine güvenmesini ve kontrolün kendisinde olduğu inancının gelişmesini sağlar. 2. Çocuklarınızın online alışkanlıklarını öğrenin. Müzik indirme, online oyular, sohbet odaları gibi ne tür internet aktivitelerine katıldığını bilin. Çocuğunuz kadar interneti tanımalı ve kullanabiliyor olmalısınız. Böylece çocuğunuzun internette neler yaptığı hakkında bilgi sahibi olarak yersiz endişelerden kurtulur, aynı zamanda da onun neyle uğraştığını takip edebilirsiniz. 3. İnternette dolaşırken hiçbir zaman özel bilgilerini vermemelerini öğretin. Kötü amaçlı pazarlamacılar, ad, adres, telefon ve alışveriş alışkanlıkları gibi bilgileri edinerek çocuklarınızı hedefleyebilirler. Adları, yaşları, cinsiyetleri gibi kendileriyle ilgili özel bilgiler içeren isimler ve lakaplar kullanmalarına engel olun. Çocuklarınıza kendilerinin veya ailelerinin fotoğraflarını hiçbir zaman internette tanıştıkları kişilere göndermemelerini öğretin. 4. Bilgisayarı ailenin birlikte oturduğu bir ortama kurun ve internette çocuklarınızla birlikte dolaşın. Çocuğunuzla birlikte internette zaman geçirmeli ve ona interneti kullanma biçimleri konusunda model olmalısınız. Birlikte bilgi aramak, kişisel internet sayfası hazırlamak veya resim ve müzik dosyaları bulup indirmek, çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmenizi de sağlar. Evdeki kişisel bilgisayarınızı herkesin gözü önünde ortak bir yaşam alanında bulundurmalısınız. Böylece bazı istenmedik durumların daha ortaya çıkmadan önüne geçebilirsiniz. Bilgisayarın herkesin bulunduğu bir ortama konması, çocuğunuzun etkili bilgisayar kullanma alışkanlığı kazanması açısından yararlı olabilir. 5. Çocuklarınızın güvenini koruyun. Fazla koruma onlara güvenmediğiniz mesajını verebilir. Onları izleme nedeninizi anladıklarından emin olun. İnternet konularını sizinle açıkça tartışmalarını sağlayın. Öncelikle, çocuğunuzla karşılıklı güvene dayalı ve iletişime açık bir ilişki kurmalısınız. Böylece çocuğunuz internet ortamlarında rahatsız edici kişi veya durumlarla karşılaştığında sizden yardım alabileceği hakkında size güvenir. 6. Çocuklarınızın arkadaşlarını tanıyın. Evde her şeyi denetleyebilirsiniz ama internete farklı yerlerde de girebilirler. Çocuklarınızın arkadaşlarının aileleriyle de iletişim kurun ve beraberce güvenli bir ortam yaratın. Arkadaşlık ilişkileri desteklenmeli: Çocuğunuzun arkadaşlık ilişkilerini desteklemelisiniz. Var olan arkadaşlık ilişkilerini sürdürmesi ve yeni arkadaşlık ilişkileri kurması için onu yüreklendirmelisiniz. Çocuğunuz, bilgisayarda çok uzun ve gereksiz zaman geçirmek yerine arkadaşları ile olmayı seçecektir. 7. Sosyal beceri eğitimi verilmeli Çocuklar, kendi akran grupları içinde iletişim kurmaya özendirilmeli. Eğer çocuk iletişim kurmada, iletişimi başlatmada ve sürdürmede güçlük çekiyorsa, sosyal beceri eğitimlerinden faydalanılabilir. 8. Spam’e engel olun. Bir spam filtreleme yazılımı ile çocuklarınızın rahatsız edici mesajlar almalarını engelleyin. Çocuğunuzun internette şiddete, pornografiye veya benzer olumsuz uyaranlara maruz kalmaması için, öncelikle internet erişimi için gerekli filtreleme programlarının bilgisayarda olmasını sağlamalısınız. Bunun için, bilgisayar yazılımları veya paket programları satan firmalarla görüşebilirsiniz. 9. İnternette tanımadıkları kişilerle konuşmamalarını söyleyin. Eğer yabancı biri onlara rahatsız edici sorular sorarsa hemen sizi bilgilendirmelerini isteyin. 10. Destek alın. İnternet kullanımı çocuğunuzun gündelik yaşamını sekteye uğratacak bir düzeye geldiyse okuldaki psikolojik danışmana veya bir uzmana başvurarak durumla başa çıkabilmek için profesyonel yardım almalısınız. 11. Spor aktivitelerine ve hobilerine zaman ayırmaya yöneltin. Spor, çocukların fiziksel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimleri için son derece gerekli bir aktivitedir 12. İnternet Kullanım Sözleşmesi: Çocuğunuzla internete hangi saatlerde girebileceği, ne tür siteleri ziyaret edebileceği, hangi oyunları oynayabileceği, bilgisayarda ne tür etkinlikler yapabileceği, bilgisayar başında ne kadar süre geçirebileceği gibi konuların yer aldığı yazılı bir sözleşme hazırlayarak karşılıklı imzalayabilirsiniz. İnternet kullanımı çocuğunuzun ders çalışmasına, sosyal ilişkilerine, sizinle olan iletişimine engel olacak ölçüde artmadan ve internet etkinlikleri bir kaçınma aracı halini almadan, internet kullanımını makul ölçülerde sınırlamalısınız. Var olan alışkanlığı yasakla sonlandırmaya çalışmak, internet kullanımını hem daha çekici hale getireceği, hem de ergenlikte çocuğunuzun özel yaşamına müdahale olarak algılanacağı için işe yaramayabilir. Daha baştan belli zaman dilimlerinde ve belli bir süre için internet kullanımı alışkanlığını pekiştirmelisiniz. Çocuğunuzun çağın gereklerine ayak uyduran, kendini tüm yönleriyle geliştiren bireyler yapmak elinizde, çocukların en büyük rol modeli sizlersiniz.

10 Mart 2013
Bakın Biz Neler Oyunuyoruz

SICAK - SOĞUK
Kaç kişiyle oynanır: Ne kadar çok kişiyle olursa o kadar eğlenceli.
Malzemeler: Saklanacak bir obje
Nasıl oynanır: Ebe seçiminden sonra cisim bir yere saklanır. Ebe cisme yaklaşırsa, çocuklar hep bir ağızdan "sıcak", uzaklaşırsa da "soğuk" derler. Bu oyun, cismin yerini belirtmek için el çırparak da oynanır. Ebe saklanan cisme yaklaştıkça el çırpma kuvvetlenir, uzaklaştıkça yavaşlar.

UÇTU UÇTU
Kaç kişiyle oynanır: En az 5 kişi                                                                                                   
Nasıl oynanır: Oyuncular daire şeklinde sıralanır. Aralarından bir kişi hakem olur.
Hakemin amacı; oyun manisi arasında uçan veya uçamayan bir varlık ya da nesnenin adını söyleyerek oyuncuları yanıltmaktır. Örneğin “Uçtu uçtu kuş uçtu.”… Eğer hakemin söylediği gerçekten uçabiliyorsa oyuncular kollarını uçar gibi havaya kaldırır. Eğer hakemin söylediği uçamıyorsa kaldırmazlar.
Kollarını yanlış zamanda kaldıran oyuncu yanar.

SAMIDIK
Kaç kişiyle oynanır: En az 10 kişi
Nasıl oynanır: Oyunda sayışma ile bir ebe belirlenir. Diğer oyuncuların yapması gereken ebenin yaptığı her şeyin aynısını yapmaktır, yapamayan oyuncu ceza puanı alır. Oyunun sonunda en çok ceza puanı alan oyuncu ceza olarak şarkı söyler.

ÜÇ TAŞ OYUNU
Kaç kişiyle oynanır: Oyun iki kişiyle oynanır.
Malzemeler: Her oyuncunun üçer taşı vardır.
Nasıl oynanır: En basit ve en eski tablalı oyunlardan biridir. Oyuncuların amacı, kesişme noktalarına yerleştirilen taşlarla yatay, dikey ya da çapraz yönde bir sıra oluşturmaktır. Oyuncular taşlarını sırayla ve teker teker boş kesişme noktalarına yerleştirerek oyunun başlangıç konumunu oluştururlar. Sonra her oyuncu sırayla bir taşını komşu bir boş noktaya geçirir ve üçlü bir sıra oluşturmaya çalışır. Taşlarıyla ilk sırayı oluşturan oyuncu kazanır.

YAĞ SATARIM BAL SATARIM
Nasıl oynanır: Yağ satarım oyununda önce bir ebe belirlenir. Oyuncular yüzleri birbirine dönük halka oluşturacak biçimde yere otururlar.
Ebe dolaşırken mendili belli etmeden oyunculardan birinin arkasına yere koyar. Arkasına mendil bırakılan oyuncu, bunun farkına vardığı anda mendili alarak ebeyi kovalamaya başlar. Ebe, yakalanmadan onun yerine oturursa, mendili alan çocuk ebe olur; yakalanırsa, oyun aynı ebeyle devam eder.
Yağ satarım, bal satarım,
Ustam ölmüş, ben satarım.
Ustamın kürkü sarıdır.
Satsam 15 liradır
Zambak zumbak
Dön arkana iyi bak.

BABAM ÇİN’DEN GELDİ
Kaç kişiyle oynanır: Ne kadar çok kişiyle olursa o kadar eğlenceli.
Nasıl oynanır: Babam Çin'den Geldi oyununda, oyunu başlatan oyuncu Babam Çin'den geldi dedikten sonra, yanındaki "Ne getirdi?" diye sorar. Yanıt "Bisiklet"se, tüm oyuncular sözde pedal çevirmeye başlar. İkinci oyuncu da, "Babam Çin'den geldi" der ve "Ne getirdi?" sorusuna, örneğin "Yelpaze" yanıtı verdikten sonra, oyuncular pedal çevirmeyi sürdürürken, bir yandan da yelpazelenmeye başlar. Oyun bunun gibi, hareketle anlatılabilecek yanıtlarla sürer.

İSTOP
Kaç kişiyle oynanır: Ne kadar çok kişiyle olursa o kadar eğlenceli.
Nasıl oynanır: İstop oyununda oyuncular bir daire oluştururlar. Topu bir oyuncu havaya atar, bir isim söyler ve o kişi hemen topu tutmaya çalışır. Seçilen kişi topu havada tutabilirse o da isim söyler. Tutamazsa bu kez bir renk söyler ve oyuncular oyun alanında bu rengi bulmaya çalışırlar. Bu süre içinde de ebe olan oyuncu topla diğer oyunculardan renk bulamayanları vurmaya çalışır. Vurabilirse sıra vurulan oyuncuya geçer ve o bir renk söyler, herkes söylenen rengi bulabildiyse bu kez ebe olan kişi ve oyuncular tekrar bir daire oluştururlar ve ebe olan kişi bir isim söyler, oyun aynı şekilde devam eder.

BOM ATEŞ
Kaç kişiyle oynanır: Ne kadar çok kişiyle olursa o kadar eğlenceli.
Nasıl oynanır: Bom ateş diye de bilinir. Önce ebe seçilir, oyuncular ebeden kaçar. Ebeye yakalanmak üzere olan oyuncular BOM diye bağırarak çömelirler ve birisi onlara ateş diye bağırıp dokunmadan kıpırdayamazlar. Ebe birisine o kişi BOM demeden dokunursa ebe dokunulan kişi olur. Bütün oyuncular BOM olunca oyun biter. Zorlaştırmak için tek ayaküstünde de oynanabilir.

BEZİRGÂN BAŞI
Kaç kişiyle oynanır: Grup halinde 8–10 çocukla oynanır.
Nasıl oynanır: İki kişi kapıcı olur ve aralarında kendilerine birer takma ad seçerler, bunu diğer oyuncular bilmez.
Karşılıklı geçerek ellerini köprü gibi tutarlar. Bezirgân başı önde olmak üzere kuyruk olurlar. Geçmek için “AÇ KAPIYI BEZİRGÂNBAŞI!”derler. Kapıcılar “KAPI HAKKI NE VERİRSİN, NE VERİRSİN?” diye sorarlar. Bezirgân başı, “ARKAMDAKİ YADİGÂR OLSUN, YADİGÂR OLSUN!” diye yanıtlar. Kapıcıların kolları yukarı kalkar, çocuklar sırayla altından geçerler. Kapıcılar sona kalanı kolları arasına alırlar ve oyuncunun kulağına sessizce aldıkları takma adlardan birini seçmesini söylerler. Çocuk  kapıcılardan hangisinin adını söylerse onun arkasına geçer. Oyun bu şekilde kuyruktaki oyuncuların hepsi seçilene kadar devam eder. Sonunda ortaya bir çizgi çekilir. İki grup birbirlerinin bellerinden tutarak karşılıklı çekişirler. Çizgiyi geçen grup oyunu kaybeder.

TEYZEM ÇARŞIYA GİTTİ
Kaç kişiyle oynanır: Ne kadar çok kişiyle olursa o kadar eğlenceli.
Nasıl oynanır Teyzem çarşıya gitti oyununda ilk oyuncu "Teyzem çarşıya gitti ve... (A harfi ile başlayan bir nesne) aldı" der. İkinci oyuncu bu cümleyi tekrarlayıp, A harfi ile başlayan yeni bir nesnenin adını söyler. Oyuncuların "Teyzem çarşıya gitti ve bir ananas, bir atkı, bir ayakkabı, bir anahtar, ... aldı" gibi önceden söylenen nesneleri anımsaması ve her seferinde yeni bir nesne adı söylemesi gerekir. Sözcük bulamayan ya da geciken oyundan çıkar.

TIMBIRTIP OYUNU
Kaç kişiyle oynanır: Ne kadar çok kişiyle olursa o kadar eğlenceli.
Nasıl oynanır: Oyunculardan biri yüzünü duvara döner. Arkada 5-10 veya 15 kişi vardır. Kız-erkek karışık oynanır. Yüzünü duvara dönen kişi “tımbırtıp “dediği anda arkaya döner. Birisinin hareket halinde olduğunu görürse o kişi cezalandırmaya ayrılır. Oyun içinde iki veya üç kişi kalana kadar devam edilir. O son üç kişi diğerlerini ceza olarak şarkı söylerler.

BEŞ TAŞ
Malzemeler: Beş tane yuvarlak taşla oynanır.
Nasıl oynanır: Oyunun aşamaları şöyledir.
A. Birler: Taşlar serbest yere bırakılır. Ebe yerdeki taşlardan uygun olanını seçer. Seçtiği taşı havaya atar. Her attığında yerden bir taş alıp havaya attığı taşı yakalar. Yerdeki taş bitinceye kadar işlem devam eder. Eğer havaya attığı taşı kapamaz veya yerden almak istediği taştan başka taşa dokunursa oynama hakkını arkadaşı kazanır.
B. İkiler: Taşlar yere bırakılır. Taşların içinden uygun olanı ele alınır.
Yerdeki taşlar ikişerli olarak alınmaya çalışılır.
C. Üçler: Taşlar yere atılır taşın biri tekli olarak ele alınır. Diğer üçü tek seferde alınmaya çalışılır.
D. Dörtler: Taşlardan uygun olan bir tanesi havaya atılır. Yerde kalan dört taş bir seferde alınmaya çalışılır.
F. Dedeler: Taşlar yere atılır. Başparmak ve işaret parmağının arası açılarak bir kale görüntüsü verilmeye çalışılır. Oyuncu yerden bir tane uygun taşı eline alır. Rakip oyuncu en son parmağın arasından geçecek taşı seçer. Bu taş diğer taşların parmaklar arasından geçirilmesine engel olacak taştır. Oyuncu eline aldığı taşı havaya atar. Havaya attığı esnada yerdeki taşı kaleden geçirmeye çalışır. Bunun için iki hakkı vardır. Birinci seferde taşı düzeltir. İkinci seferde taşı parmakları arasından geçirir. Eğer bu esnada taşı başka bir taşa çarptırır veya havaya attığı taşı kapamazsa hakkını rakip oyuncuya verir. Tüm bunlardan sonra oyunun final bölümüne geçilir. Taşların tamamı avucunun içinde hafifçe yukarı doğru atılır ve avucun tersiyle taşlar tutulmaya çalışılır. Avucunun tersinde en çok taş kalan oyuncu oyunu kazanır.

FARFARAFİLLİ YAFİLLİ
Kaç kişiyle oynanır: Beş ya da daha fazla kişi ile oynanır.
Nasıl oynanır: Bu şaşırtmaca ve taklit oyunu adını oyuna başlarken söylenen sözlerden alır. Grup halinde oynanan ve dikkat gerektiren bir oyundur. Önce bir ebe seçilir. Ebe oyuncuları göremeyeceği ve duymayacağı şekilde gruptan uzaklaşır.  Bu sırada oyuncular arasından bir lider seçilir.
Ebe liderin kim olduğunu bilmemelidir. Oyuncular bir daire oluşturacak şekilde yerlerini alırlar. Ebe de dairenin ortasına geçer. Oyuncuların hep bir ağızdan "farfarafilli yafili" demesiyle oyun başlar. Lider mümkün olduğu kadar garip ve komik hareketler yapar; örneğin başını bir maymun gibi kaşır veya dil çıkararak zıplar. Diğerleri de hemen onu taklit ederler. Ebe oyuncuları izler ve liderin kim olduğunu bulmaya çalışır. Oyuncular, ebenin işini zorlaştırmak için hareketleri taklit ederken hızlı olmalıdırlar. Ebe liderin kim olduğunu doğru tahmin ederse, lider ebe olur; oyuncular arasından yeni bir lider seçilir ve oyuna devam edilir.

AMİRAL
Kaç kişiyle oynanır: Kalabalık gruplarla oynanır.
Nasıl oynanır: Oyuncular duvarda sıralanır. Bir kişi amiral olur. Öyküyü anlatmaya başlamadan önce bir gemideymiş gibi görev paylaşımı yaparak arkadaşlarının üstlenecekleri rolleri (Birinci kaptan, İkinci kaptan, Miço, Çımacı, Aşçı, Aşçı yamağı, Ateşçi, Dümenci, Doktor, Yolcu, Korsan…) belirlenir.
Roller belirlendikten sonra “Amiral” öyküsünü anlatmaya başlar. Öyküde adı geçen ayağa kalkar ve hemen oturur. Kendi adının geçtiğini fark etmeyen oyuncu yanar. Son kalan öğrenci Amirallik görevini devralır.

CEREYAN
Kaç kişiyle oynanır: En az 6 kişiyle oynanır.
Nasıl oynanır: Bir alan seçilir ve bu alnın sınırları taş ve çizgilerle belirlenir. Belirlenen alanın kısa kenarına ya da köşesine bitişik, geniş bir yarım daire çizilir. “Kale” olarak adlandırılan bu alan ebelenen oyuncuların içinde bekleyeceği ceza alanıdır.
Oyuna başlamak için oyuncular kendi aralarında sayışarak bir ebe seçer. Ebe ve diğer oyuncular, dairenin dışında dururlar. Oyun, ebenin üçe kadar saymasıyla başlar.
Sayımın bitimi ile ebe dışında kalan oyuncular, yakalanmamak için koşarak ebeden uzaklaşırlar. Ama oyun alanı dışına çıkamazlar.
Ebenin görevi; oyun alanındaki oyuncuları ebeleyerek yakalamak ve kaleye hapsetmektir. Bir kişiyi yakaladığı andan itibaren sorumluluğu daha da artar. Çünkü bir yandan arkadaşlarının kaçırılmasına ebelemeye çalışırken, diğer yandan da kaleye hapsettiği arkadaşlarını ebelemeye çalışırken, diğer yandan da kaleye kovalarken, ebeden kaçmayı başaran herhangi bir oyuncu, yüksek sesle “cereyan” diye bağırarak kaleye girdiğinde içerideki tutuklu arkadaşlarından birini dokunarak kurtarabilir.
Ebe, bütün oyuncuları yakalayıp “kale”ye soktuğunda oyunu kazanmış olur. Eğer uzun süre yakalayamazsa pes eder ve hızlı koşan arkadaşlarından birini kendisine yardımcı seçer.

POSTACI
Kaç kişiyle oynanır: 5-6 kişi
Nasıl oynanır: Oyuna başlamadan önce oyuncular sayışarak ebe seçerler. Oyunda ebeye “postacı”denir ve oyun alanının tam ortasında durur. Oyuncular da ebenin 3–4 metre uzaklığında bir daire oluştururlar. Oyuncuların her biri durdukları yere bir daire çizip, dairenin içine bir şehir adı yazar.
“Postacı” herhangi bir oyuncunun yanına gelip, tam karşısında durduğunda, bu oyuncu postacıya “Bugün ne var?”  diye sorar. Postacı da dairelerde yazılı iki ilin ismini söyler. (Örneğin: Ankara, İstanbul…) Bu illerin adını taşıyan dairedeki oyuncular koşarak hızla yer değiştirmeye çalışır. Bu sırada, postacı boşalan dairelerden birinin içine girmeye çalışır. Girebilirse, ortada kalan yeni postacı olur.

MENDİL KAPMACA
Kaç kişi oynanır: Bu oyunda belli bir kişi sınırlaması yoktur. Kişi sayısı arttıkça oyun daha zevkli bir hale gelir.
Nasıl oynanır: Çocuklar iki gruba ayrılır, arada belli bir mesafe bırakarak karşılıklı olarak yerlerini alırlar. Her oyuncunun rakibi karşısındaki oyuncudur. Bu iki grubun tam ortasında bir çocuk elinde mendille durur. Hakemin işaretiyle en baştan birinci sıradaki çocuklar mendili alıp kendi gruplarının bulunduğu yere rakibine yakalanmadan kaçırmaya çalışır. Eğer rakibine yakalanmadan mendili kaçırırsa rakip oyuncu kazanan grubun tarafına geçer. Mendili eline alan oyuncu rakibi tarafından yakalanırsa, bu durumda yakalayan kazanmış olur. Yakalanan oyuncu karşı takımın saflarına katılır. Tüm oyuncular birer kez yarıştıktan sonra takımların bulunduğu yerdeki oyuncular sayılır. En çok oyuncusu olan (kazanan rakibiyle kendi takımına geçtiğinden) takım yarışmayı kazanmış sayılır.

SIĞIRTMAÇ
Kaç kişiyle oynanır: Oyun en az 10 kişiyle oynanır.
Oyuncular iki gruba ayrılır, kendilerine birer lider seçerler. Liderler aralarında sayışarak ebe olacak grubu belirlerler. Ebe seçilen grubun tüm oyuncuları, saklambaç oyunundaki gibi yumarak, bir ağızdan yüksek sesle 50’ye kadar sayarlar. Bu sırada diğer grubun oyuncuları lider de kendisi için belirlediği bulunması zor bir yere saklanır.
Ebe seçilen grubun oyuncuları,  yumma süreci bitince saklanan oyuncuları aramaya başlar. Arama işlemi son oyuncu bulunana değin sürer. Ancak, liderin diğer oyunculardan önce bulunması durumunda tüm oyuncular yakalanmış sayılır ve ebe grubun ebeliği sona erer. Ebelik diğer gruba geçer.

YAKAN TOP
Kaç kişiyle oynanır: En az 4 kişi. Ne kadar çok kişiyle olursa o kadar eğlenceli.
Nasıl oynanır: Yakan top oyunu en az 4 kişi ile oynanır. Oyuncular iki guruba ayrılır. Yazı tura ile hangi gurubun önce ortaya geçeceği belirlenebilir. Diğer guruptan da iki vurucu seçilir. Vurucular topla ortadaki oyuncuları vurmaya çalışır, ortadaki oyuncular da vurulmamaya çalışırlar. Bir vurucu topu attıktan sonra diğer vurucu da tekrar atar ve böyle devam eder. Ortadaki oyunculardan biri topu havada iken (hiç yere değmeden) tutabilirse bir "can" kazanır. Yani ekstra vurulma hakkı kazanır. Oyuncunun kaç canı varsa o kadar vurulma hakkı vardır. Ortada hiç oyuncu kalmayana kadar oyun bu şekilde sürer, ortada hiç oyuncu kalmayınca kenardaki gurup ortaya gelir ve oyun devam eder.
Fazla can hakkı olan oyuncu vurulan birisini de oyuna tekrar alabilir. Ortada bir oyuncu kaldıktan sonra o oyuncu 12 atışta vurulmazsa ortadaki grup 1–0 öne geçer ve yeniden oynama hakkı kazanır. 12 atıştan birinde vurulursa ve can hakkı da kalmadıysa diğer takım ortaya geçer.

YA ŞÜKRAN
Kaç kişiyle oynanır: Oyun en az 3 kişiden oluşan 2 grupla oynanır.
Gruplardan biri sayışma ile ebeliği üstlenir. Diğer grubun içinde bir oyuncu seçilerek, ebe olan gruptaki oyunculardan saklanır.
Aynı gruptaki diğer oyuncuların görevi, aralarında şifre olarak belirledikleri ipuçları ile (kırmızı, sarı, yeşil gibi…) saklanan kişiye sinyaller vererek, ebe grubun nerede olduğundan haberdar etmek ve kaçmasını sağlalamaktır. (örneğin; kırmızı “Çok yaklaştılar”, sarı “Dikkatli ol.”, yeşil “Uzaktalar”.) bu sinyaller ebe olan grup tarafından bilinmemelidir.
Saklanan oyuncu yakalanmadan, önceden belirlenmiş bir yere (sobe yeri) ulaşmaya çalışır. Başarabilirse “Ya şükran” diye bağırarak oyununun bittiğini duyurur. Ebelik aynı grupta kalır.
Ebe olan grup saklanan oyuncuyu sobe yerine ulaşmadan bulabilirse oyunu kazanır, ebelik diğer gruba geçer.

01 Kasım 2012
Çocuklarda Cinsel Kimlik Gelişimi

Çocuklar doğaları gereği birçok şeye meraklıdır. Merak edilen noktaların başında da cinsiyetleri, cinsel kimlikleri ve cinsellik gelmektedir.
ÇOCUĞUNUZUN KENDİ CİNSİYETİ VE KARŞI CİNSİ TANIMAYA BAŞLADIĞINI NASIL ANLARSINIZ?
- Çıplak dolaşmaktan hoşlanır.
- Aynanın karşısında soyunup kendini seyreder.
- Cinsel organıyla ilgilenir.
- Yetişkinlerin bedenine ilgi duyar, onlara dokunmaya çalışır.
- Dudaktan öpüşmek ister.
- Sorular sorar.
- Televizyon ve dergilerde cinselliğin ön plana çıktığı noktalara dikkat eder.
- Cinsiyet faktörünün ortaya çıktığı oyunlar oynar.
ÇOCUKLARDA SORU SORMA
Çocuk soruyu kime sorarsa o kişi cevap vermelidir. Genelde çocuklar; hemen diğer ebeveyne yönlendirilir.
Çocuklarınız size soru sorduğunda “Sence nasıl?, Sen ne düşünüyorsun?” gibi sorular onun bilgi ve anlama düzeyi hakkında bilgi verecektir.
2 yaş civarında ilk sorular başlar:
- Kız ne demek?
- Erkek ne demek?
- Anne sen niye babamdan farklısın?

3-4 yaştaki sorular:
- Anne ben nereden geldim?
-Nasıl doğdum?
5-6 yaş soruları:
- Bebek nasıl anne karnına giriyor?
- Orada ne yapıyor?
- Nasıl nefes alıyor?

7 yaş soruları:
- Cinsellik nedir?
-Cinsel ilişki nedir?
- Anne-baba ne yapıyorlar odada?

 

BAZI SORULAR VE CEVAPLARI
- Ben karnında nasıl yaşadım?
Sen benim karnımda, senin için hazırlanmış bir odada yaşadın. Büyüyene kadar ordaydın. Zamanı gelince doktor seni oradan aldı.
- Bebek neden annenin karnında büyüyor?
Bebeğin yuvası annesinin karnında olduğu için, bebeği annenin taşıması gerekiyor.
- Erkek çocukları babalar, kız çocukları anneler mi yapar?
Hayır, hem kız hem erkek çocuklarını anne ve baba bir araya gelerek yapar. Bak sen her ikimize de benziyorsun.
- Seks nedir?
Seks birbirini seven iki kişinin birbirine farklı bir tarzda sarılıp, öpmesidir.

- Seks yapınca bebek mi olur?
Seks aslında birbirlerine aşık olduklarını gösterme biçimidir. Ama eğer bebek sahibi olmak isterlerse olabilirler.
- Neden senin pipin yok, anne?
Çünkü, sen erkeksin ben kadınım. Kadınların pipisi olmaz, erkeklerin olur.
- Annelerin neden memeleri var? Babaların neden memeleri yok?
Çünkü anneler bebekleri besler. Bebekler doğduğunda annelerin memelerinde süt olur. Bebekler bu sütü içer ve büyür.
- Çocuklarda cinsel gelişimle birlikte kendi vücutlarını tanıma isteği de artar. Bu nedenle 3–6 yaş arasında mastürbasyon etkinliğine rastlanabilir.

- 3-6 yaş arasında kız çocuk babaya, erkek çocuk anneye sevgi ve bağlılık hisseder. “Ben annemle evleneceğim” ya da “Ben babamla evleneceğim” gibi.
- Çocuk için erkek ve dişi bizim anladığımız gibi soyut değerler değildir. O nedenler somut olabilecek her türlü etkinliği sınamak isterler. Kendine ve başkalarına dokunma, cinsellikle ilgili konuları dinleme gibi.

- Bu dönem ayrıca çocuğun yetişkin rollerine bürünmeye başladığı dönemdir. “büyüyünce anne olacağım, baba olacağım” gibi cümleler kullanmaya başlar.
- Unutulmaması gereken nokta, dokunmanın onlar için normal bir davranış olduğudur. Onları giydiririz, soyarız, yıkarız, tuvalette yardım ederiz. Çocuk daha dokunmanın sınırlarını oluşturacak yaşta değildir.

 

ÖNERİLER
Nasihat vermeden konuşmalara başlamak daha olumlu bir hava verecektir.
“Dokunma, elleme, ellesen keserler, koparırlar” gibi tehditlerden uzak durmak gerekir. Çocuğun dokunmasının en büyük sebebi onun yerinde durup durmadığını kontrol etmektir.
Özellikle anneler çocukların tuvalet temizliğine gereksiz yardımda bulunmaktadır. 2-3 yaşından itibaren çocuklar temizliklerini yapabilecek duruma gelebilmektedir.
Susmak ya da duymazdan gelmek çocukta daha fazla merak uyandırmaktadır. Cevaplanmadıkça çocuk soruları tekrar tekrar sormaya başlayabilir.
Çocuklara yanlış bilgiler vermemek ya da şaka amaçlı gerçekten uzak cevaplar vermemek gerekir.
Çocukların cinsellik üzerine odaklanmasını engellemek için geliştirici oyunlara, sosyokültürel ve sportif etkinliklere yönlendirebilirsiniz.
Kendi cinsiyetine ilişkin kimliğini kazandırıcı davranışlara engel olmamalısınız.
Cinsel gelişimi açısından; Kesinlikle çocuğunu yatağınıza almamak gerekir.
Bebekler de yatağa alınmamalıdır ve 4 yaşından itibaren odası ayrılmalıdır. Ergenlik çağına gelmiş 13–14 yaşındaki çocukların kardeşleriyle odaları ayrılmalıdır.
Çocuğunuzun mahremiyetini benimserseniz o da sizinkini benimseyecektir. Ör: İzin almadan odaya girmek, çantasını, çekmecesini karıştırmamak. Çevrenin, medyanın ve arkadaşların etkisini hiçbir zaman göz ardı etmemek gerekir. Bu nedenle izlenen programlara özen gösterilmelidir.

10 Kasım 2012
Öfke

Öfke aslında normal ve sağlıklı bir duygudur. Ama kontrolden çıkıp da yıkıcı hale dönüştüğünde, okul ya da iş hayatınızda, kişisel ilişkilerinizde sorunlara yol açar.

Hankins ve Hankins (1988) öfkeyi doğrudan değil de özelliklerinden yola çıkarak tanımlamakta ve bu özellikleri ise şöyle sıralamaktadır.


Öfke içsel bir yaşantı ve bir duygu durumu olup bu duygu kendiliğinden ifade edilmektedir. Planlı bir davranış değildir.
Evrensel bir duygudur.
Öfke tepkileri belirli bir saldırı, engellenme ya da eleştiri sonucu ortaya çıkmakta ve kişi daha fazla saldırı ve eleştiriye açık hale gelmektedir.
Öfkenin ifade ediliş biçimi kişiden kişiye toplumdan topluma değişebilmektedir (Aktaran: Balkaya, 2001).

ÖFKENİN İFADESİ

Öfke sadece insanlarda var olan bir duygu değil, her canlı organizmanın tehdit karşısında olaylara gösterdiği doğal bir tepkidir.  Sağduyumuz, öfke duygumuzu nereye kadar götüreceğimiz konusunda önümüze sınırlar koymaktadır. Bireyler öfkelerini değişik şekillerde ifade edebilmektedir. Bu durum bireyden bireye göre farklılaştığı gibi kültürden kültüre göre de farklılaşmaktadır ve ortaya çıkan davranışın niteliği ve niceliği de değişebilmektedir.

Öfke duygularıyla başa çıkmak için bilinçli ya da bilinçsiz bazı yollar kullanırız. Bunlar;


İfade etme,
Bastırma,
Sakinleştirmedir.

Öfkeyi saldırganlıkla değil de sözel olarak ifade etmek, bunlar içinde en sağlıklı yoldur. Bunu yapabilmek için, istediklerimizin ne olduğunun farkına varmalı, bunları açık ve karşımızdakini incitmeyecek bir şekilde aktarmalıyız.

İkinci yol, öfkeyi bastırmaktır. Kızgınlığınızı içinizde tutup, onu düşünmemeye çalışıyor ve dikkatinizi daha olumlu bir şeylere yönlendiriyorsanız, bu yolu kullanıyorsunuz demektir. Bu bazen işe yarasa da sürekli olarak bu yolu kullanmak, çok sağlıklı olmayabilir. Eğer kızgınlık doğru bir biçimde ifade edilemezse, bir süre sonra bu duygu kişinin kendisine döner ve yüksek tansiyon, psikosomatik rahatsızlıklar (ülserler, alerjiler vb.) ya da depresyon gibi sorunlara yol açabilir.

Öfke yaşadığınızda kendinizi sakinleştirmeye çalışmak, üçüncü seçeneğinizdir. Nefes alıp verişlerinizi, kalp atış hızınızı kontrol ederek, kendinizi fizyolojik olarak sakinleştirip, içinizdeki öfke duygusunu hafifletebilirsiniz.

 

ÖFKENİN YÖNETİMİ

Öfke yönetimi tekniklerinin amacı, kızgınlığın ve öfkenin yol açtığı duygusal ve bedensel tepkileri azaltabilmektir. Siz de kızgınlığa yol açan insanları, olayları yok edemezsiniz; onlardan kaçınamazsınız; onları değiştiremezsiniz. Yapabileceğiniz tek şey bu insanlar ya da olaylar karşısında gösterdiğiniz içsel ve dışsal tepkilerinizi kontrol edebilmek, onları yapıcı bir şekilde yönetebilmektir.
Eğer zaman zaman kontrolü kaybettiğiniz oluyorsa ya da kaybedeceğinizden korkuyorsanız, bir uzmandan yardım isteyebilirsiniz.

 

ÖFKENİN SONUÇLARI

Öfkemizi kontrol edemediğimizde olumsuz sonuçlarını görmeye baslarız. Bunlar; fizyolojik, düşünsel ve davranışsal boyutta yaşanır.

1- Öfke ve Fizyolojik Tepkiler:


Kan sekerinin yükselmesi
Nabzın ve kan basıncının artması
Sık sık ve zor nefes alma
Baş ağrısı
Kas ağrıları, sırt, boyun.

2- Öfke ve Zihinsel Tepkiler:


Konsantrasyon bozukluğu
Düşük performans
Unutkanlık
Uykusuzluk

3- Öfke ve Davranışsal Tepkiler:


Madde kullanımı (Alkol, sigara…)
Huzursuzluk
Acelecilik
Aşırı yemek yeme

ÖFKEMİZİ BOŞALTMAK İYİ MİDİR?

Yapılan araştırmalar artık bunun çok yanlış ve tehlikeli bir inanç olduğunu göstermişlerdir. Araştırmalar, kızgınlık duygusunun boşaltılmasının kızgınlık, öfke ve saldırganlığı daha çok arttırdığını ve sorunu çözmek için hiç bir yararı olmadığını göstermektedir. Onun için en iyisi, öfkenizi neyin başlattığını bulmak ve kendinizi öfkeyle kaybetmeden, bu nedenlerle başa çıkabilme yollarını öğrenmektir. Örneğin, asıl kaygı duyduğunuz şey, kendinizi güvencede hissetmeme iken, bambaşka bir şeye bağırıp çağırabilirsiniz.

 

HANGİ YÖNTEMLER ÖFKENİZİN TAŞMASINI ÖNLER?

Gevşeme:
Derin derin nefes alın, sakinleştirici durum ve manzaraları zihnimizde hayal ederek canlandırmaya çalışın. Bu sakinleşmemize yardımcı olur.

Deneyebileceğiniz bazı basit yöntemler şunlardır:
Karnınızı dolduracak şekilde derin nefesler alın; göğsünüzün üst kısmıyla nefes almanız sizi rahatlatmaz. Nefes alıp verdiğinizde göğsünüz değil, karnınız şişmelidir.

Derin nefeslerinizi alırken, kendi kendinize tekrar tekrar “Gevşe!” ya da “Sakin ol!” diyerek telkinde bulunun.

Hayal ederek sizi gevşetecek bir yer ya da ortamı düşünün ve gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Geçmişte çok sakin olduğunuz bir yeri hatırlayın.

Bu teknikleri her gün pratik yaparak ezberlerseniz, daha sonra karşılaşacağınız gergin ortamlarda otomatik olarak uygulayabilirsiniz.

Düşünceleri Değiştirme:
Kızgın olduğumuz zaman genellikle, olayları istemeden abartılı ve çarpıtılmış olarak algılarız. Bu tür düşünce biçimlerinizi fark edin ve yerine daha mantıklı olanları yerleştirin. Örneğin kendi kendinize, “Eyvah, her şey mahvoldu!” gibi bir şeyler söylemek yerine, “Dünyanın sonu değil ve buna şimdi öfkeleniyor olmam bu olayı olmamış hale getirmeyecek.” diyebilirsiniz. Her iki düşünceyi de zihninizden geçirerek deneyin. Öfkenizin hangi düşünceyle arttığını ya da azaldığını görün.

Farkında olmadan çok sık kullandığımız ve bizi kızgınlık duygularına hazırlayan, “asla” ya da “her zaman” gibi sözcükleri zihninizde yakalamaya çalışın. “Hiç bir şey asla düzelmeyecek ” ya da “Her zaman haksızlığa uğrayan ben olurum.” gibi cümleler oldukça hatalıdır. Öfke duygunuzda haklı olduğunuzu düşünmenize de yol açar. Durumla ilgili yargıyı koyduğunuz için problemin çözümüne de katkıda bulunmaz.

Mantık öfkeyi yener, çünkü öfke haklı bir nedene bağlı olsa da, çok çabuk mantık sınırlarını aşabilir. Bu yüzden öfkelendiğinizi hissettiğinizde mantığınıza sığının. Kendinize “Tüm dünyanın size kazık atmaya çalışmadığını” hatırlatın. Sadece  yaşamın iniş ve çıkışlarından bazılarını yaşadığınızı düşünün. Öfkenizin kontrolden çıkmaya başladığı her zaman, bu yönteme başvurun. Bu daha dengeli bir bakış açısını yakalamanıza yardımcı olacaktır.

Öfkeli insanlar her şeyi talepkar bir şekilde isterler, diğer deyişle kendilerine hak görürler. Talepleri karşılanmayınca, hayal kırıklıkları engellenme duygusuna, o da öfkeye döner. Bu insanlar, düşünceleri üzerinde çalışıp onları yeniden yapılandırırken, bu talepkar özelliklerinin farkına varmalı ve “beklentileri”ni, “arzular”a dönüştürmelidirler. Diğer deyişle, istediği herhangi bir şey için, “Bana verilmeli” ya da “Benim olmalı” demek yerine, “Bana verilmesini isterdim.” diye düşünmenin daha sağlıklı olduğunu görmelidirler.

Problemi Çözme:
Bazen öfke duygularımız yaşamımızdaki gerçek ve kaçınılmaz sorunlardan kaynaklanıyor olabilir. Kızgınlık duyguları böyle zamanlarda bu zorluklar karşısında yaşanan doğal ve sağlıklı duygulardır. Böyle durumlardaki en yararlı tutum; önce durumu değiştirip değiştiremeyeceğimizi araştırmaktır.
Değiştirebileceğimiz bir şeyse çözüm yolları araştırılabilir. Değiştirilemeyecek bir durumsa, çözüm için uğraşmak yerine, yapılacak en iyi şey sorunla yüzleşmektir. Elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın ama yanıtları hemen bulamıyor, sonuca hemen ulaşamıyorsanız, kendinizi cezalandırmayın.

Daha İyi Bir İletişim:
Öfkeli insanlar genellikle düşünmeden yargılama ve bu yargıları yönünde davranma eğilimindedirler. Bu yargılar da bazen çok gerçek dışı olabilmektedir. Eğer çok şiddetli bir tartışma içine girdiyseniz, ilk yapacağınız şey;
Yavaşlayıp gösterdiğiniz tepkileri gözlemek olmalıdır. Aklınıza gelen ilk şeyi söylemeyin, yavaşlayın ve asıl söylemek istediğinizi düşünün. Aynı anda karşınızdakinin de söylediklerini duymaya ve anlamaya çalışın. Hemen cevap vermeyin. Öfkenizin altında ne yattığını da anlamaya çalışın. İnsanın eleştirildiği zaman savunmaya geçmesi doğaldır, ama siz de saldırıya geçip savaşmayın. Onun yerine söylenenlerin altında yatanı bulmaya, asıl söylenmek isteneni dinlemeye çalışın.

Mizah:
Mizah, çeşitli yollarla öfkenizin yoğunluğunun azalmasına yardımcı olabilir. Her şeyden önce daha dengeli bir bakış açısı sağlar. Mizah kullanırken iki noktada çok dikkatli olmak gerekir. Öncelikle mizah kullanmanın, sorunlarınızı gülerek geçiştirmek demek olmadığını, tersine onlarla yapıcı bir şekilde yüzleşebilmeniz demek olduğunu bilmelisiniz. İkincisi de mizah kullanayım derken, alaycı ve aşağılayıcı mizaha başvurmaktan kaçınmalısınız. Çünkü bu da sağlıksız öfke ifadesinin bir başka yoludur.

Çevrenizi değiştirmek:
Bazen, sinirlenip öfkelenmemize yol açan “şeylerin” yakın çevremizde olduğunu fark ederiz. Sorunlar ve sorumluluklar üzerinize öylesine yıkılır ki düştüğünüz tuzağa ve o tuzağı temsil eden insanlara karşı öfke ile kavrulursunuz.

Biraz ara verin. Gün içinde özellikle stresli olacağını bildiğiniz saatlerde, sadece kendiniz için kullanacağınız bir zaman ayırın. Örneğin çalışan bir anne, eve geldiğinde kendisine ayıracağı bir 15 dakikalık süre olursa, çocuklarının isteklerine daha iyi yanıt verebilir.

 

Kendinizi rahatlatabilmek için birkaç ipucu;

Zamanlama: Eğer sevdiğiniz bir kişiyle belli konuları belli saatlerde konuşuyorsanız ve bu konuşmalar da hep tartışma ile sonuçlanıyorsa, bu tür konuları konuşma saatinizi değiştirin. Belki yorgun, dikkatsiz oluyorsunuzdur ya da bu sadece bir alışkanlık haline gelmiştir.

Kaçınma: Eğer çocuğunuzun odasındaki dağınıklık odanın önünden her geçişte öfkelenmekten kendinizi alamıyorsanız, kapıyı kapatın. Sizi öfkelendiren şeylere bakmaktan kendinizi alıkoyun. “Ama öfkelenmemem için çocuğumun odasını temiz tutması gerekir.” demeyin. Konu şu anda bu değil. Konu kendinizi olabildiğince sakin tutabilmektir.

Alternatifler bulun: Bazı olaylar sizi öfke duyguları içinde bırakıyorsa, bunu çözmeyi bir iş edinin ve uygun yollar araştırın.

Danışmanlığa ihtiyaç duyuyor musunuz?

Unutmayın, öfkeyi yok edemezsiniz, tüm çabalarınıza rağmen sizi öfkelendirecek olaylar olacaktır. Yaşam her zaman için engellerle, acılarla, kayıplarla ve diğer insanların onlardan beklemediğiniz davranışlarıyla dolu olacaktır. Bunu değiştiremezsiniz. Ama bu olayların sizi etkileme biçimini değiştirebilirsiniz. Kızgınlık ve öfke tepkilerinizi kontrol ederek, uzun vadede onların sizi daha mutsuz kılmasını önleyebilirsiniz.

Bazı zamanlarda öfke ile bas etmek çok zor bir durum haline gelebilir. Aşağıda sizin öfkenizi kontrol etmede güçlük çekip çekmediğinizi belirleyecek birkaç soru bulunmaktadır;

1. Öfkelendiğiniz zaman kendinizi kontrolsüz durumda hissettiğiniz oluyor mu?
2. Öfkelendiğiniz durumlarda daha sonradan onaylamayacağınız davranışlarda/sözlerde bulunuyor musunuz?
3. Sinirli olduğunuz durumda herhangi bir kişiye fiziksel saldırıda bulunuyor musunuz?
4. Öfkelendiğinizde gösterdiğiniz tepkinin ilişkilerinize veya çalışmalarınıza zarar verdiği oldu mu?
5. Öfkelendiğiniz zaman okul veya yaptığınız islere yoğunlaşmada güçlük çekiyor musunuz?

Yanıtlarınız arasında bir veya daha fazla evet varsa öfkenizi kontrol etmede güçlükler yaşıyor olabilirsiniz demektir. Eğer öfkenizin, kontrolünüz dışına çıktığını düşünüyorsanız, ev ve iş hayatınızın önemli boyutları bu duygudan etkileniyorsa, bir uzmanın danışmanlığına başvurabilirsiniz.

 

 


Kaynakça

Balkaya, Feza. “ Öfke: Temel Boyutları, Nedenleri ve Sonuçları,” Türk Psikoloji Yazıları, cilt:4 sayı: 7, 2001, ss. 21–45.
Gun, N. (1996). Gecmisin Golgeleri. Kuraldışı Yayınları.
http://www.saglik.tr.net/ruh_sagligi_ofke.shtml
Lerner, H. (1997). The Dance of Anger.  Harper Collins.
Luhn, R. R.(1996). Kızgınlıkla Basacıkma. Alfa Yayınevi.

10 Ekim 2012
Çocuklarla Sağlıklı İletişim İçin İpuçları

Anne – babalık;  yapılacak en zorlu ancak en anlamlı görevlerden biridir. Dikkat edilmesi gereken  birçok konu vardır. Anne ve babalar bebeklerini kucaklarına aldıkları andan itibaren çocuk doktoru, çocuk gelişim uzmanı, psikolog, aşçı, öğretmen… gibi birçok işi aynı anda yapmak zorunda kalırlar. Yapılması gereken görevlerden biri de iyi bir iletişim uzmanı olmaktır. Yanlış uygulanan bir çocuk yetiştirme tutumu iletişim bozukluklarına yol açabilir.
Bazı aileler çocukları adına her kararı alıp, onların kendilik becerilerini kazanmalarını engellerken; kimi aileler de özgür bireyler yetiştirmek adına çocuklarına serbest bir ortam sunduklarını düşünüp limitleri olmayan çocuklar yetiştirebiliyorlar. Araştırmalar gösteriyor ki, iki tutum da yetişkin ile çocuk arasında sağlıklı bir ilişkinin kurulmasına engel teşkil ediyor.
1)Çok Konuşmak
Yapılan araştırmalar insan beynini ortalama olarak sadece 4 parça bilgiyi anlık hafızasında tutabilmektedir. Bu süre ise 30 sn.dir ve bu süre de ortalama olarak 1-2 cümleye karşılık gelir. Bu da demek oluyor ki, zaman zaman çocuklarımızı uyarırken kullandığımız cümlelerin bir çoğu daha uzun süreli belleğe alınmadan unutulmuş oluyor. Çocuğunun yapmak istediği etkinliğe karar vermesi gereken bir annenin çocuğuyla konuşurken yaptığı bir konuşma örneğine bakacak olursak;
“Basketbol ve resim kursların hakkında ne yapmamız bilmiyorum. Biliyorsun, ikisini de aynı anda yapamayacaksın. Çünkü basketbol antrenmanların Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri saat 16.00’da ama resim kursun saat 15.30’da bitiyor. Bu arada seni oraya yetiştirmem imkansız. Ancak çevre yolunu kullanırsam ve sen de resim kursundan çıkmadan önce formanı, ayakkabını giyersen belki yetişebiliriz. Ama bu arada resim kursunda kullandığın eşyalarını kaybetmemeliyiz. Biliyorsun birçok projen olacak……..”
Bu örnekte birçok fikir havada uçuşuyor. Bu da çocuğun mesajı doğru bir şekilde almasını ve karşısındakini takip etmesini zorlaştırmaktadır. Ayrıca annenin kaygılı ve kendinden emin olmayan hali de mesajın tamamında hissedilmektedir. Bu durum ise sorunun çözülmesi konusunda çocuğun da kaygılanmasına neden olabilir.
Çocuklara verdiğimiz mesajları daha net, açık ve onların anlayabileceği parçalar halinde sunmakta yarar vardır. Konuşmanın arasında çocuğun da katılmasına izin vererek onun ne anladığını ve sizi nereye kadar takip edebildiğini kontrol edebilirsiniz.
“Eğer hem basketbol, hem de resim kurslarına devam etmek istiyorsan, birinden çıkıp diğerine gitmek zorunda kalacaksın. Haydi, gel ikimiz için de mantıklı bir çözüm bulalım.”
Kısa, öz ama az önceki örnekle kıyaslandığında çok daha yardımcı olan bu mesaj, çocuğun durumu anlamasını ve çözüme ortak olmasını daha kolay olacaktır. Konuşmada durumu açıkladıktan sonra iki tarafa da uygun bir çözüm bulmayı amaçlamaktadır. Bu sayede çocuk kendisini  soruna neden olan olarak değil, çözüme de ortak olan biri olarak görecektir.
2) Söylenmek ve Çok Uyaran Vermek
Albert Einstein’ın dediği gibi aynı şeyleri yapıp, farklı sonuçlar beklemek işe yaramamaktadır. Yetişkinler sürekli olarak aynı şeyleri tekrar tekrar söyledikçe bir süre sonra çocuklar bir süre sonra karşısındakinin dediklerine karşı duyarsızlık geliştirebilirler.
Birçok anne baba okula gitmek için hazırlanırken kapının önündeki koşuşturmaya alışkındır. Tam servis gelmeden önce çantaya konmamış bir kitap, unutulan bir spor eşyası, imzalanmamış bir ödev… bu telaşın kaynağı olabilir. Genelde anne ve babalar bu sorunu daha sık hatırlatma yaparak ve söylenerek çözmeye çalışmaktadır. Ancak sorunun çözümü ancak çocuklarımızı bu konuda eğittiğimiz ve bağımsız bireyler haline getirebildiğimiz zaman sonuca ulaşabilir. Çünkü bizler her şeyi onlar adına hatırlamak, hatırlatmak ve bazen onlar adına yapmak için çabaladıkça onların sırtlarını bize daha da çok dayamalarına neden oluyoruz ve sonrasında neden böyle olduğunu sorguluyoruz.
Küçük yaştaki çocuklar biraz daha fazla desteğe ihtiyaç duyarken, etkili ebeveynler çocuklarının gittikçe artan bir sorumluluk ve bağımsızlık dengesi kurmaya çalışırlar.
Bir anne çocuğunu sabah okula hazırlamak için kaldırırken;
“ Seni bir saat önce uyandırıyorum ki, zamanında hazırlanasın ama hiçbir zaman bu olmuyor. Haydi, kalk ve giyinmeye başla. İmzalatman gereken bir ödevin var mı? “
On dakika sonra;
“Sana kalkmanı söylemiştim ama hala yataktasın. Hepimizin geç kalmasına neden olacaksın. Hadi çabuk giyin.”
On dakika sonra;
 “Ödevin nerede? Sana imzalatman için sormuştum. Haydi hala giyinmedin bile. Geç kalacağız.”  Der ve giydirmeye başlar ve sonrasında da kahvaltısını yedirmeye… ve böyle gider.
Bu örnekte ise anne çocuğu adına bütün sorumluluğu çocuğu adına almaktadır. Yeni bir terim olan “helikopter anne babalar” özgüvensiz ve bağımlı bireyler yetiştirmektedirler. Ayrıca annenin bu tutumu çocuğun pasif-agresif bir tutum içine girmesine ve direnç göstermesine de neden olabilir.
“45 dakika içinde evden çıkacağız. Hazır olmayan bir şeyin varsa öğretmenine sen açıklamak zorunda kalabilirsin.”  
Bu mesajda ise, istenen net bir şekilde açıklanmıştır. Hiçbir yargılama, suçlama, tehdit içermeden sadece durumu ortaya koymuştur ve çocuğun yaptığı hatalardan ders almasına da fırsat tanımaktadır.
3) Suçlama ve Utandırma
Anne – baba olarak ilk öğrenmemiz gereken şeylerden biri de çocuklarımızın doğuştan empati yeteneğinin ve sizin isteklerinizin farkında olmadığıdır. Empatiyi sizin onlara yönelik olarak gösterdiğiniz empatiyi gözlemleyerek geliştirirler. Bu nedenle küçük çocuklar birdenbire empati duygusunu geliştiremezler. Çocuklar olarak daha çok eğlenmeye odaklanmaları ve neyin kabul edilebilir olduğu ile ilgili limitlerini test etmek istemeleri onları “kötü çocuklar” haline getirmez.

“Sana defalarca oyuncaklarını toplamanı söyledim ama hala buradalar. Hiç umursamıyor musun? Bütün gün ayakta herkesin ihtiyaçları için koşturup durduğumu görmüyor musun? Şimdi de zamanımı senin oyuncaklarını toplamakla harcayacağım. Neden bu kadar bencilsin?”

Bu tür bir iletişim tarzı birçok negatif içerik taşıyor. Her ne kadar annenin hayal kırıklığını sözlerinden anlayabiliyor olsak da, bu iletişimde suçlamayı da hissediyoruz. Bir çocuğu “bencil” diye tanımlamak ya da onda bir şeylerin yanlış olduğunu ima etmek de oldukça zararlı olacaktır. Bir süre sonra bu tür tanımlamaları özümseyerek, kendisini “yeterince iyi olmayan” biri olarak görmeye başlayabilir.

“Oyuncaklarını hala toplamadığını görüyorum, bu da beni üzüyor. Bu evin herkes için kullanılabilir bir halde olması benim için oldukça önemli. Şimdi onları toplayarak bana bu konuda yardımcı olabilirsin.”

Bu örnekte ise, herhangi bir suçlama olman sadece duygu ve düşüncelerin paylaşımı sağlanmıştır.
4) Dinlememek
Hepimiz çocuklarımıza başkalarına saygı duymaları gerektiğini öğretmeye çalışıyoruz.  Bunu yapmanın en iyi yolu ise,  karşısındaki saygı duyan ve ili gösteren bir rol model olmaktır. Bu şekilde çocuklarımıza başkalarına değer vermeyi, empati kurmayı ve etkili iletişim becerilerini öğretebiliriz.

Çocuk: Baba, bugün maçta bir gol attım!

Baba: (Göz teması kurmadan) Bu çok güzel, hadi şimdi kardeşinle oyna.
Bu örnekte iletişimin sözel olmayan kısmı es geçilmiştir.

Çocuk: Baba, bugün maçta bir gol attım!

Baba: Gol attın demek. Süper… Futbol oynayışınla ne kadar da gurur duyuyorsun. Maçta başka neler yaptın?
Bu örnekte ise ilginin gerçek olduğu hissedilmektedir ve çocuğu dinlemeye ve onunla paylaşımda bulunmaya hazır olduğunu göstermektedir. Bu tür bir iletişim ise, çocuğun kendisini önemli ve ilgi duyulmaya değer olarak görmesini sağlayacaktır.

http://melaniegreenbergphd.com/marin-psychologist

10 Eylül 2012
Okula Başlıyorum

Okul Olgunluğu

Okul olgunluğu çocuğun ilköğretime hazır olup olmadığını belirleyen bir kavramdır.  Okul olgunluğu zihinsel, bedensel, duygusal, sosyal ve dil gelişimi gibi çeşitli yönlerden hazır olmayı gerektirir.

1.Sınıfa Başlayacak Olan Çocukların Sahip Olması Gereken Yeterlilikler :

Dikkat süresi yeterince uzun olmalı,
Öz bakım becerilerini kazanmış olmalı,
Kendi temizliğini yapabilmeli,
Sırasını beklemeli, sabır göstermeli,
Teneffüslerde kendisini korumalı ve dengeli hareket etmeli,
Kendi sorumluluğunu taşıyabilmeli
Aileden ve evden kolay ayrılabilmeli,
Öğretmeniyle  iletişim kurabilmeli,
Öğretmeninin  verdiği talimatlara uymalı
Arkadaşlarıyla  ilişkileri ve iletişimim olumlu olmalı.

Okula Uyum Zorluğu

            Yeni bir ortamda yeni bir başlangıç yapmak,  herkesi hem tedirgin eder hem heyecanlandırır. Kimi öğrenciler bu duruma oldukça kolay bir şekilde uyum sağlayabilirken kimi öğrenciler de zorlanabilir.

 Uyum zorluğu yaşayan öğrencilerin bir kısmı ilk günden itibaren kaygılıdır, okula gitmek istemez, okula gittiğinde annesini bırakmak istemez, sınıfa girmekte zorluk yaşar ve ağlama tepkisi gösterirler.

Bazı çocuklarda ise başta sorun olmadan başlar fakat birkaç gün sonra okula gitmek istemediğini belirten ifadeler, karın ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel tepkiler görülebilir.

Kaygı Yaratabilecek Düşünceler Taşıyan Çocuklar;

 Anne – babasından ve alıştığı ortamdan ayrı kalma endişesi taşıyabilir. Yeni bir başlangıçla alıştığı ortamdan ayrılan çocuklar, artık hayatında yeni bir adım attığının farkındadır. Bu durum heyecan verici olsa da, aynı zamanda çocukların kaygı da duymalarına neden olabilir.

Okul içinde kaybolma veya unutulma endişesi duyabilir.

Sınıf ortamında kendisiyle ilgilenilmeyeceğini ya da fark edilmeyeceği düşünebilir.

Ders süresinin uzun gelmesinden  ve oynamak istemesinden dolayı  sıkıntı yaratabilir.

Kuralları anlama ve uygulamada zorluk çekeceği düşüncesine sahip olabilir.

Başarısızlık endişesi taşıyabilir. Mükemmeliyetçi yapıya sahip olan bazı çocuklar,   okul ortamında bekledikleri kadar başarılı olamayacakları düşüncesi ile kaygılanabilirler. 

Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacağı endişesine sahip olabilir. (Özellikle öz bakım becerileri yeterince gelişmemiş olan çocuklarda bu endişeye daha çok rastlamaktayız.)

İstediği kadar özgür olamayacağını düşünebilir. Okuldaki kurallar evdeki kadar esnek olmadığı için bu durumdan tedirginlik duyabilirler.

 

Okula Uyum Zorluğunu Yenmesi İçin Çocuğunuza Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?

Öncelikle siz hazır olun. Anne ve babanın kaygılı olması öğrencilerin de gittikleri ortamda huzursuz olmalarına neden olabilir. Çocuk anne ve babasının güven duymadığı bir ortamda başına bir şey gelebileceğini düşünebilir.  Çocuğunuzun artık TED çatısı altında olduğunu bilerek güven duymanız sağlıklı bir başlangıç için çok önemli olacaktır.

Çocuğunuzun okula dönmesi konusunda ısrar edin. Çocuk yetiştirmedeki en önemli kurallardan biri olan “kararlı olmak”tır. Bu tavrınız,  bu aşamada bize de yardımcı olacaktır.

Çocuğunuzun akranları ile zaman geçirmesine yardımcı olun. Günlük yaşantısında ağırlıklı olarak yetişkinlerle vakit geçiren çocukların, arkadaşlarının beklentilerine cevap vermede zorlanabildikleri gözlemliyoruz. Bu nedenle öğrencilerimizin mümkün olduğunca farklı ortamlarda ve yaşıtları ile zaman geçirmesinin onları gelişimlerini destekleyeceğini düşünüyoruz.

Ona gününüzün nasıl geçeceğini anlatın. Günlük plan hakkında bilgi sahibi olması öğrenciyi rahatlatacaktır.

Vedalaşmayı uzun sürdürmeyin. Anne ve babaların yaptığı en önemli hatalardan biri olan uzun süreli vedalaşmalardan uzak durmaya çalışın. Bu tarz vedalaşmalar öğrencinin her an anne ve babasını ikna edebileceğini düşünmesine sebep olarak okula uyum sürecini zorlaştırmaktadır.

Bazı çocuklar ev ve okul yaşantılarını birbirine aktarmak istemezler. Okulda neler olduğunu, neler yaptığını merak ediyorsanız ama sorularınıza cevap alamıyorsanız ısrarla sormaktan vazgeçmelisiniz. Onunla farklı ortamlarda sohbet ve çeşitli oyunların içinde mutlaka merak ettiğiniz konularla ilgili şeyleri size kendi isteği ile anlatacaktır.

Okul Günlerinde…

Okuldan geldikten sonraki zamanını daha verimli bir şekilde geçirmek için planınızı beraber hazırlayın. (Ekte sunulmuş örnek programa benzer bir programı beraber düzenleyebilirsiniz.)

Bu planda ders dışı etkinliklere de yer verin.

Çalışmanın sonunda neler çalışıldığı ile ilgili olarak son tekrara yer verin.

1.sınıf öğrencileri için 20 dakika çalışmadan sonra 10 dakika ara vermek çalışmanın etkinliğini arttıracaktır.

On dakikalık dinlenme aracılığıyla beden gevşer;  zihin, öğrendiklerini sağlamlaştırır.

Verilen ödevleri tek başına yapmasını destekleyin, sizler sadece rehberlik yaparak ona destek olabilirsiniz.

Çantasını ve ertesi gün için hazırlaması gereken çalışmaları öğrencinin kendisinin hazırlamasına fırsat verin. İlk günlerde bu görevi bazı eksiklerle tamamlasa da bir süre sonra bu konuda da deneyim kazanacaktır.

KAYNAKÇA

Acar, V. Nilüfer; Whirter, Mc Jeff (2005) “Çocukla İletişim”, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul

Aydın, Betül (2005) “Çocuk ve Ergen Psikolojisi”, Atlas Yayın Dağıtım, İstanbul

Aydoğmuş,K; Baltaş,A; Batlaş,Z; Davaslıgil,Ü; Güngörmüş,O; Konuk,E; Korkmazlar,Ü;   Köknel,Ö; Navaro,L; Oktay,A; Razon,N; Yavuzer,H (1995) “Ana-Baba Okulu”,  Remzi Kitabevi, İstanbul

Özmert, Elif (2006) “Erken çocukluk gelişiminin desteklenmesi-III: Aile” , Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, İstanbul

Yavuzer, H. “Çocuk Psikolojisi”, Remzi Kitabevi, 21. Baskı, Ekim 2001,İstabul.

Yavuzer, Haluk (2003) “Çocuğu Tanımak ve Anlamak”, Remzi Kitabevi, İstanbul

Yavuzer, Haluk (1997) “Çocuğunuzun İlk 6 Yılı”, Remzi Kitabevi, İstanbul

09 Kasım 2012
Öğrenci Meclisi Başkanlığı Seçimleri

01 Kasım 2012
Öğrenci Meclisi Başkanlığı Seçimleri

Öğrenci Meclisi Başkanlığı seçimleri tüm hızıyla devam ediyor…. Adayların son hazırlıkları ve çalışmaları…

11 Ekim 2012
Klinik Psikolog ve Eğitmen,
Yaşam Koçu Yalçın KİREÇCİ Okulumuzda Seminer Verdi

Eğitim ve gelişim sürecinde psikoloji bilimini ve yaşam koçluğunu en etkin şekilde nasıl kullanılabileceğini göstermek üzere, Klinik Psikolog ve Eğitmen, Yaşam Koçu Yalçın KİREÇCİ, 09.10.2012 Salı günü saat 18.00’da okulumuz Dilek Özcan Oditoryumu’nda bizler ile birlikte oldu.Paylaşımları ile bizleri aydınlattığı ve yol gösterdiği için kendisine teşekkür ederiz.

10 Ekim 2012

--- Akıl ve Duygu Sağlığını Korumanın Yolları ---

10 Ekim Dünya Akıl Sağlığı Günü TED Bursa Koleji’nde kutlandı. Bugün akıl ve duygu sağlığımızı korumanın yollarını öğrendik ve duygularımızı ifade etmenin özgürlüğünü yaşadık. Sık sık duyduğumuz depresyon, kaygı, yeme bozuklukları, fobiler, takıntılar… her yaştan ve her düzeyden insanı etkileyebilir. Ancak bu problemlerin bazıları önceden önlenebilir. Bizler de akıl ve duygu sağlığımızı korumanın ve güçlendirmenin yollarını öğrenerek bu konudaki farkındalığımızı arttırmayı amaçladık.

Duyguların hakkında konuş. Duyguların farkında olmak ve ifade etmek sağlıklı bir kişilik yapısının birinci adımıdır. Duygularımızı oynadığımız oyunlarla ve çizdiğimiz resimlerle ifade ettik.

Kendini mutlu eden yeni şeyler keşfet. Her gün yeni umutlarla doludur. Bunları keşfetmek için bugünden başlamaya ne dersin?

Aktif ol. Bir grubun ya da aktivitenin parçası olmak sana kendini iyi hissettirebilir. Beslenmene dikkat et. Sağlıklı bir beyin sağlıklı yemeklerle desteklenebilir. Gerektiğinde yardım iste. Ruh sağlığı da fiziksel sağlığımız kadar önemlidir. Fiziksel rahatsızlıklarımızda kolaylıkla uzman desteği alabilirken, akıl ve duygu sağlığımızla ilgili konularda da kolaylıkla destek alabilmeliyiz. Okul psikolojik danışmanları, psikologlar ve psikiyaristler destek alabileceğin yerlerdir.

İyi olduğun bir alanı keşfet. Yetenekleri keşfetmek ve iyi olduğun bir alanda ilerlemek iyilik haline katkıda bulunabilir. İyi olduğun alan; şarkı söylemek, resim yapmak, şiir yazmak, koleksiyon yapmak, maket yapmak, futbol oynamak, iyi bir dinleyici olmak, ip atlamak… ve daha bir çok sayamayacağımız birçok beceriden biri olabilir. Sen hangi konularda iyi olduğunu düşünüyorsun?

Arkadaşlarınla bağlantı kur. Arkadaşlar bizleri hayata bağlar.

Kendini olduğun gibi kabul et. Kendi yaşamımızın sorumluluğunu almak ve taşımak kolay olmamıştır. Kendini olduğu gibi kabul edebilen ve sevebilen kişiler daha mutludur. Gerektiği zaman ara ver. Bazen verilen kısa bir ara, daha büyük işler yapmana yardımcı olabilir.

17 Eylül 2012

Kulüp tanıtımları ve seçimleri tamamlandı. Öğrencilerimiz kulüp öğretmenlerinin verdiği bilgileri dinledi, not etti, sorular sordu ve en sonunda kendilerine en uygun olduğunu düşündüğünü kulüp için tercihini yaptı. Kulüp çalışmalarımız 17.09.2012 Pazartesi günüden itibaren başlayacaktır. Herkese eğlenceli dersler dileriz…

08 Eylül 2012
Okula Başlıyorum

TED Bursa Koleji PDR Bölümü tarafından okula yeni başlayan Anaokulu ve 1.sınıf öğrenci velilerimize yönelik yaptığımız sunumda çocuklarımızın okula uyumunu kolaylaştıracak yöntemler hakkında bilgi verildi.

 

 

 

Okul Olgunluğu
Okul olgunluğu çocuğun ilköğretime hazır olup olmadığını belirleyen bir kavramdır.  Okul olgunluğu zihinsel, bedensel, duygusal, sosyal ve dil gelişimi gibi çeşitli yönlerden hazır olmayı gerektirir.

 

 

 

 

1.Sınıfa Başlayacak Olan Çocukların Sahip Olması Gereken Yeterlilikler:

• Dikkat süresi yeterince uzun olmalı,
• Öz bakım becerilerini kazanmış olmalı,
• Kendi temizliğini yapabilmeli,
• Sırasını beklemeli, sabır göstermeli,
• Teneffüslerde kendisini korumalı ve dengeli hareket etmeli,
• Kendi sorumluluğunu taşıyabilmeli
• Aileden ve evden kolay ayrılabilmeli,
• Öğretmeniyle iletişim kurabilmeli,
• Öğretmeninin verdiği talimatlara uymalı
• Arkadaşlarıyla ilişkileri ve iletişimim olumlu olmalı.

 


 

 

Okula Uyum Zorluğu
Yeni bir ortamda yeni bir başlangıç yapmak, herkesi hem tedirgin eder hem heyecanlandırır. Kimi öğrenciler bu duruma oldukça kolay bir şekilde uyum sağlayabilirken kimi öğrenciler de zorlanabilir.

Uyum zorluğu yaşayan öğrencilerin bir kısmı ilk günden itibaren kaygılıdır, okula gitmek istemez, okula gittiğinde annesini bırakmak istemez, sınıfa girmekte zorluk yaşar ve ağlama tepkisi gösterirler.

Bazı çocuklarda ise başta sorun olmadan başlar fakat birkaç gün sonra okula gitmek istemediğini belirten ifadeler, karın ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel tepkiler görülebilir.

Kaygı Yaratabilecek Düşünceler Taşıyan Çocuklar;

• Anne – babasından ve alıştığı ortamdan ayrı kalma endişesi taşıyabilir. Yeni bir başlangıçla alıştığı ortamdan ayrılan çocuklar, artık hayatında yeni bir adım attığının farkındadır. Bu durum heyecan verici olsa da, aynı zamanda çocukların kaygı da duymalarına neden olabilir.

• Okul içinde kaybolma veya unutulma endişesi duyabilir.

• Sınıf ortamında kendisiyle ilgilenilmeyeceğini ya da fark edilmeyeceği düşünebilir.

• Ders süresinin uzun gelmesinden ve oynamak istemesinden dolayı sıkıntı yaratabilir.

• Kuralları anlama ve uygulamada zorluk çekeceği düşüncesine sahip olabilir.

• Başarısızlık endişesi taşıyabilir. Mükemmeliyetçi yapıya sahip olan bazı çocuklar, okul ortamında bekledikleri kadar başarılı olamayacakları düşüncesi ile kaygılanabilirler.

• Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacağı endişesine sahip olabilir. (Özellikle öz bakım becerileri yeterince gelişmemiş olan çocuklarda bu endişeye daha çok rastlamaktayız.)

• İstediği kadar özgür olamayacağını düşünebilir. Okuldaki kurallar evdeki kadar esnek olmadığı için bu durumdan tedirginlik duyabilirler.

Okula Uyum Zorluğunu Yenmesi İçin Çocuğunuza Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?

• Öncelikle siz hazır olun. Anne ve babanın kaygılı olması öğrencilerin de gittikleri ortamda huzursuz olmalarına neden olabilir. Çocuk anne ve babasının güven duymadığı bir ortamda başına bir şey gelebileceğini düşünebilir. Çocuğunuzun artık TED çatısı altında olduğunu bilerek güven duymanız sağlıklı bir başlangıç için çok önemli olacaktır.

• Çocuğunuzun okula dönmesi konusunda ısrar edin. Çocuk yetiştirmedeki en önemli kurallardan biri olan “kararlı olmak”tır. Bu tavrınız, bu aşamada bize de yardımcı olacaktır.

• Çocuğunuzun akranları ile zaman geçirmesine yardımcı olun. Günlük yaşantısında ağırlıklı olarak yetişkinlerle vakit geçiren çocukların, arkadaşlarının beklentilerine cevap vermede zorlanabildikleri gözlemliyoruz. Bu nedenle öğrencilerimizin mümkün olduğunca farklı ortamlarda ve yaşıtları ile zaman geçirmesinin onları gelişimlerini destekleyeceğini düşünüyoruz.

• Ona gününüzün nasıl geçeceğini anlatın. Günlük plan hakkında bilgi sahibi olması öğrenciyi rahatlatacaktır.

• Vedalaşmayı uzun sürdürmeyin. Anne ve babaların yaptığı en önemli hatalardan biri olan uzun süreli vedalaşmalardan uzak durmaya çalışın. Bu tarz vedalaşmalar öğrencinin her an anne ve babasını ikna edebileceğini düşünmesine sebep olarak okula uyum sürecini zorlaştırmaktadır.

• Bazı çocuklar ev ve okul yaşantılarını birbirine aktarmak istemezler. Okulda neler olduğunu, neler yaptığını merak ediyorsanız ama sorularınıza cevap alamıyorsanız ısrarla sormaktan vazgeçmelisiniz. Onunla farklı ortamlarda sohbet ve çeşitli oyunların içinde mutlaka merak ettiğiniz konularla ilgili şeyleri size kendi isteği ile anlatacaktır.

Okul Günlerinde…

• Okuldan geldikten sonraki zamanını daha verimli bir şekilde geçirmek için planınızı beraber hazırlayın.
• Bu planda ders dışı etkinliklere de yer verin.

• Çalışmanın sonunda neler çalışıldığı ile ilgili olarak son tekrara yer verin.

• 1.sınıf öğrencileri için 20 dakika çalışmadan sonra 10 dakika ara vermek çalışmanın etkinliğini arttıracaktır.

• On dakikalık dinlenme aracılığıyla beden gevşer; zihin, öğrendiklerini sağlamlaştırır.

• Verilen ödevleri tek başına yapmasını destekleyin, sizler sadece rehberlik yaparak ona destek olabilirsiniz.

• Çantasını ve ertesi gün için hazırlaması gereken çalışmaları öğrencinin kendisinin hazırlamasına fırsat verin. İlk günlerde bu görevi bazı eksiklerle tamamlasa da bir süre sonra bu konuda da deneyim kazanacaktır.

KAYNAKÇA
Acar, V. Nilüfer; Whirter, Mc Jeff (2005) “Çocukla İletişim”, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul

Aydın, Betül (2005) “Çocuk ve Ergen Psikolojisi”, Atlas Yayın Dağıtım, İstanbul

Aydoğmuş,K; Baltaş,A; Batlaş,Z; Davaslıgil,Ü; Güngörmüş,O; Konuk,E; Korkmazlar,Ü; Köknel,Ö; Navaro,L; Oktay,A; Razon,N; Yavuzer,H (1995) “Ana-Baba Okulu”, Remzi Kitabevi, İstanbul

Özmert, Elif (2006) “Erken çocukluk gelişiminin desteklenmesi-III: Aile” , Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, İstanbul

Yavuzer, H. “Çocuk Psikolojisi”, Remzi Kitabevi, 21. Baskı, Ekim 2001,İstabul.

Yavuzer, Haluk (2003) “Çocuğu Tanımak ve Anlamak”, Remzi Kitabevi, İstanbul
Yavuzer, Haluk (1997) “Çocuğunuzun İlk 6 Yılı”, Remzi Kitabevi, İstanbul

11 Mayıs 2012

Okulumuz 7A sınıfı ile birlikte Toplum Hizmeti görevimiz çerçevesinde Kalamış Huzurevindeydik. Orada çok değerli ve güzel bir zaman geçirdik. Bizlere bu çalışmamızda destek olup, yanımızda olan Almanca öğretmenimiz ve CAS Koordinatörü Yasemin Uzunova ile sınıf öğretmenimiz Gülşah Kadı’ya çok teşekkür ederiz.

11 Mayıs 2012

6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerimizin velileri için, Dr. Sarper TAŞKIRAN’ın gerçekleştirdiği ergenlik dönemini ele alan ‘’Delikanlı Beyinler’’ adlı seminer, 7 Mayıs 2012 Pazartesi günü okulumuz Dilek ÖZCAN Oditoryumu’nda gerçekleştirildi. Velilerimize ergenlik döneminin özellikleri, bu dönemde yaşanan sıkıntılar ve bunların çözümleri ile ilgili faydalı bilgiler aktarıldı.

03 Mayıs 2012

Okulumuz 5.sınıf öğrencilerine yönelik düzenlediğimiz Akran Arabuluculuğu eğitim programı tamamlandı.  Eğitimlerini başarı ile bitiren öğrencilerimizi tebrik ediyoruz.
Arabuluculuk nedir?
Arabuluculuk, eğitim almış bir arabulucunun, çatışma yaşayan tarafların bir araya gelmesini ve her iki tarafın yüz yüze gelerek, konuşmaları kesilmeden oturup konuşabilmesini ve çözüm bulabilmesini sağlamaya yardımcı olmasıdır.
Okulumuzda Görevli Olan Akran Arabuluculardan Nasıl Yardım Alabilirsiniz?
1 – PDR bölümüne gidip randevu alınır.
2 – O gün görevli olan arabulucu ile görüşme saati ayarlanır.
3 – Görüşme saatinde PDR bölümüne gidilir.

26 Nisan 2012

PDR Olarak Yaptığımız Çalışmalar Nelerdir?

6-7-8.Sınıflar düzeyinde yaptığımız rehberlik çalışmaları çok yönlüdür. Öğrencilerimizin hem akademik, hem de sosyal yönden gelişim ve değişimlerine, yapılan çalışmalarla destek olunur. Öğrencilerle bireysel ve grupla görüşmeler yapılır. Akademik takipleri doğrultusunda öğrencilerimizin ihtiyaçları ilgili envanter uygulamaları ile belirlenerek yapılacak çalışmalar planlanır. Öğrencilerimizin içlerinde bulundukları Ergenlik dönemi hakkında bilgilendirmeler yapılır.Konu ile ilgili uzman kişilerce de öğrencilerimize bilgi verilmesi sağlanır. Rehberlik çalışmaları; sınıflarda yaptığımız test uygulamaları sonuçları doğrultusunda, ihtiyaçlar yönünde ve ilgili birimler ile işbirliğinde yürütülür.

Öğrencilerimizin Akademik başarılarının yanında sosyal projelerde de yer almaları gelişimleri açısından çok önemlidir. Toplum Hizmeti yapmaları ve çalışmalarını planlamaları için Rehberlik bölümü olarak öğrencilerimize destek olup yol gösteririz.

Yaşamımız içinde olan doğal afetler konusunda bilgilendirmeler yapılır. Bu durumlarda nasıl davranmaları gerektiği konu ile ilgili uzman kişilerce öğrencilerimize anlatılır. Rehberlik, bireye kendini anlaması, çevredeki olanakları tanıması ve doğru kararlar vererek özünü gerçekleştirebilmesi için yapılan sistematik ve profesyonel yardım sürecidir.(Kuzgun,1992) Rehberlik bölümü olarak bu tanımlamadan hareket ederek; öğrencilerimizin istendik yöndeki gelişim ve değişimi için okulun tüm birimleri ile işbirliği içinde çalışılmaktadır.

18 Nisan 2012

Sağlığımızı Bozan Etmenler ve Sağlıklı Beslenme

18 Nisan 2012’de okulumuzda düzenlenen “ Sağlığımızı Bozan Etmenler ve Sağlıklı Beslenme” konulu seminerimizde, hangi yaş gruplarının nasıl beslenmesi gerektiği ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını nasıl kazanabileceğimiz hakkındaki bilgiler, Diyetisyen Sevil Ertürk tarafından dinleyenlere aktarıldı.

17 Nisan 2012

Okul Öncesi ve Okul Dönemi Çocuklarında Görülen Konuşma Bozuklukları

17 Nisan 2012’de okulumuzda düzenlenen “ Okul Öncesi ve Okul Dönemi Çocuklarından Görülen Konuşma Bozuklukları” konulu seminerimizde, hangi yaş gruplarının kritik yaşlar olduğu, konuşma bozukluklarının nedenleri, velilerin ve öğretmenlerin buna nasıl destek verebilecekleri hakkındaki bilgiler, Dil ve Konuşma Terapisti Tuba Ayhan Atlas tarafından dinleyenlere aktarıldı.

29 Mart 2012

Beynimi Tanıyorum, Aklımı Seviyorum

Akıl ve duygu sağlığı haftamızda düzenlediğimiz “Beynimi tanıyorum, aklımı seviyorum.” Konulu sergimizden video görüntülerini izleyebilirsiniz.

28 Mart 2012

Akran Arabuluculuğu Eğitimimizin İlk Oturumlarını Gerçekleştirdik!

1.Oturumda; grubun oluşturulması, arabuluculuğa ilişkin bilgi sahibi olma. İlk oturum; akran arabuluculuğunun temellerini anlamaya çalıştığımız bir oturumdu. Öğrencilerimizle bireysel amaçları belirlendi ve grup kuralları oluşturuldu. Arabuluculuk programının amacı ve içeriği hakkında bilgi sahibi olan öğrencilerin akıllarındaki sorular yanıtlandı. Arabuluculuk kavramı ve arabuluculuk sürecinin nasıl gerçekleştiği örneklerle paylaşıldı. Öğrencilerimiz arabulucu olacakları için çok heyecanlı olduklarını ve bu becerileri arkadaşları ile olan ilişkilerininde kullanmanın yanı sıra aile ilişkilerinde de kullanmaya çalışacaklarını belirttiler.

06 Mart 2012

YILLAR GEÇSE DE HİÇ UNUTMAYACAĞIM

 

Güneş her sabah doğduğunda onun gülümsemesini görmediyseniz üzülmenize gerek yok.Okula gittiğinizde size günaydın diyen,ödevini unutunca da seni arayan bir arkadaşınız varsa bu da gülümsemeniz için bir sebep olabilir.

 

Ben her sabah arkadaşımın mutlu olması için ‘günaydın’ diyorum.İnsan sevdiğini belli ederse belki karşısındaki de onu sever.Arkadaşlarım beni seviyorlar;ben onları seviyorum.Yine de bazen birbirimize saçma laflar söyleyebiliyoruz.Bunu kabul ediyoruz ,her insanın kötü yanı olabilir ama büyüdüğümüzde daha iyi düşünebileceğimiz için o zaman daha da kalıcı dostluklar kurabiliriz.Biz biraz da çocuk aklımızla büyükleri eleştiriyor,istediğimizi alabiliyor ve sinemaya gidebiliyorduk.

 

Arkadaşlar böyle güzel günler için değildir her zaman. Ben elimden geldiğince arkadaşlarıma  yardım etmeye çalıştım zor günlerinde.Her ne kadar diyecek bir şey bulamasam da...

 

Gamze ve Nihal benim en yakın arkadaşlarımdan.Onlarla birçok anım olmuştur,olacak da.Gamzenin gelip bizim evde kaldığı çok olmuştur.Geceyi film izleyerek geçirmiştik,arkadaşça film izleyerek.Ben bildiğim bölümleri ona söylemiştim o da bana.Filmin devamında ne olacağını biliyorduk ama eğlencesine de olsa izlemiştik işte.Çok da keyifliydi.

 

 

Okulda birbirimizle yarış yapmıyorduk.Herkes bildiğini birbirine anlattığı için herkes aynı bilgiyi paylaşıyordu.Ben bilmediğim konularda da dinlemeyi tercih ediyordum.Nihal ve Gamze bana anlatırken yanlış bir şey söyleyip de akıllarını karıştırmayayım diye.Yanlış yapsam da bana kızmazlardı zaten.Belki biraz gülerlerdi o kadar.

 

 

Gamze ve Nihal ile yaşadığımız bir olay daha vardı.Şu an o günleri özlediğimiz için fotoğraflara bakıp eskiyi hatırlıyorduk.Yazın iki arkadaşım da bizim eve gelmişlerdi.Yazlık  yer olduğu ve başka şehir olduğu için yanlarında kıyafetleri de vardı.Ben,köpeğimi de yanımıza aldığımda hepimiz onu dolaştırmak istiyorduk.Ben de veriyordum onlara.Bizim köpek de uslu olsa serbest gezerdi ama maalesef o sıcakta tasmasıyla gezmek zorundaydı.Ben,Gamzeyle marketten birkaç şey alırken Nihal de bizi köpeğimle beraber dışarıda bekliyordu.Köpeğimin tasmasını orada bir yere asmış,oradaki eşyalara bakıyormuş.Biz geldiğimizde ise eli bomboştu.Ne köpek ne de tasma falan yoktu.Gamzeyle ellerimizdeki poşetler yere düştü.Aldığımız yiyecekler yerde yuvarlanıyordu.Nihal, tasmayı oraya astığını şimdi de olmadığını söyledi.Biz son sürat koşmaya başladık.Küçücük köpek nereye giderdi?Tasmanın gittiği yere kadar gittik ama sonra yol ikiye ayrıldı.Bizim evin olduğu yola doğru gittik.Bir-iki saatlik uğraş sonunda bulmuştuk köpeğimi.Bütün evlerin bahçelerine bakarak bulmuştuk ve çok yorulmuştuk.Bizimki yolda yürürken yaşlı bir teyze kaybolduğunu sanıp almış yanına.Bizimki bahçede sefa sürüyordu gördüğümüzde,keyfi yerindeydi.İyi ki bulduk.Yoksa ne derdik anneme,yoksa ne kadar üzülürdü Nihal kaybettim diye...Zaten şimdiden başlamıştı özür dilemeye.Yaşlı teyze bize kardeş olup olmadığımızı sordu.Biz,’arkadaşız’ dedik.Çok şaşırdı.Başımızdan geçenleri anlatınca:
-Kardeşler bile bu kadar zaman geçirmez kardeşiyle,dedi.Evet.Ne yazık ki öyleydi.Biz arkadaşlarla daha çok zaman geçiriyorduk.

 

 

Saat çok geç olmuştu.Annem bizden beklediği yiyecekleri alamayınca bekleyip durmuş.Merak etmiş haliyle.İyi ki bir de polise vermemiş.Neyse ki çok kızmamıştı.
Bazı arkadaşlar sadece bir köpek için bu kadar zaman harcadığı için ya da köpeğimi kaybettin diye kızarlardı.Ben öyle yapmadım;arkadaşım çok üzgündü.Anlamıştım.
Arkadaşının kötü yönünü görünce de, yıllar geçtikçe unuturdu belki ama ben arkadaşlarımı hiç unutmayacağım çünkü onların kalbinde sevgi ve iyi niyet var.Ne olursa olsun beni güldürebilecek,gülümseyen yüzleri ve benimle macera yaşayacak kadar güçlü yürekleri vardı.

Melisa TUNAER
7/B  168
TED Bursa Koleji

13 Mart 2012

AKIL VE DUYGU SAĞLIĞI HAFTANIZ KUTLU OLSUN!
Bu hafta okulumuzda Akıl ve Duygu Sağlığı haftasını kutladık. Sağlıklı bir bireyin fiziksel olarak kendisini iyi hissetmesinin yanı sıra duygusal ve akıl yönünde de kendisini iyi hissetmesi gerekir. Biz de okulumuzda bu konuyu desteklemek ve farkındalıklarımızı arttırmak amacıyla bu haftayı düzenledik. Çalışmalarımıza katkıda bulunan tüm öğretmen ve öğrencilerimize teşekkür ederiz.

 

Anaokulumuz hazırladı, 3.sınıflar teslim etti, öğretmenlerimiz mutlu oldu… Anaokulu öğrencilerimizin hazırladığı Akıl ve Duygu Sağlığı haftası tebrik kartlarını 3.sınıf öğrencilerimiz öğretmenlerine hediye ettiler.

 

Beynimizi tanıdık. Fen ve Teknoloji dersi öğretmenimiz Sibel Nalbantlar’ın süpervizyonluğunda 7.sınıf öğrencilerimizin hazırladığı “Beynimi tanıyorum, aklımı seviyorum.” sergisi oldukça ilgi çekiciydi. Beynimizin bize oyunları öğrenirken çok eğlendik.

 

Ruhun gıdası müzik… Teneffüslerde dinlediğimiz klasik müziğin iyilik halimize katkı yaptığını da unutmayalım. Duygu şarkısı Müzikal kulübü öğrencilerimiz söyledikleri duygu şarkısı ile haftamıza renk kattılar.

Akıl mı duyguları yönetir? Duygular mı aklı yönetir? 6.sınıf öğrencilerimiz Türkçe öğretmenimiz Günay Yücel’in desteği ile bu zor soruya cevap bulmaya çalıştı. Münazarayı dinledikçe bizim de aklımız karıştı.

 

Fillerimizi kaçırdık. Fillerimizi kaçırdık ve fillerimiz kaçarken bir bulmacayı da beraberlerinde götürdüler. Fillerimizin üzerindeki bulmacayı hep birlikte çözmeye çalışıyoruz.

 

5.sınıflarımızdan duygu oyunları… 5.sınıf öğrencilerimiz Drama öğretmenimiz Nilüfer Körsu’nun yardımlarıyla hazırladıkları küçük oyunları öğrencilerimize sundular.

Ebe, tura, duygu… Kaç kişiyle oynanır: Kalabalık gruplarla oynanır. Nasıl oynanır: Bu oyunda ebe bir duvarın ya da bir ağacın önünde dururken diğer oyuncular onun on on beş metre arkasında durular. Ebe gözlerini kapayarak ebe tura bir iki üç diye bağırırken oyuncular koşarak duvara yaklaşmaya çalışırlar. Ebe gözlerini açar açmaz herkes bir duygu ifadesiyle hareket siz kalmaya çalışır, ebe ise oyuncuları kıpırdatmaya çalışır, gülen oyundan çıkar. Duvara değip ebeden kaçan oyunu kazanır ve yeni ebe olur.

 

Velilerimizle röportaj Öğrencilerimizin velileriyle yaptıkları röportajları sabırsızlıkla bekliyoruz.

 

23 Şubat 2012

TED Bursa Koleji öğrencilerinin Arkadaşlık Nedir? isimli video çekimi.

23 Şubat 2012

Ölçme Değerlendirme Ve Rehberlik Birimlerinin İş Birliğiyle 6-7 Ve 8. Sınıf Öğrencilerimize Başarının İpuçları Verildi
6. ve 7. sınıf öğrencilerimize de “TEST ÇÖZME TEKNİKLERİ”nin yanı sıra yeni sınav sisteminin detayları anlatıldı. Orta öğretime yerleşmelerinde, 8.sınıfta girecekleri SBS’nin ve 6-7-8.sınıflardaki yıl sonu başarı puanlarının etkili olduğu aktarıldı. Bu doğrultuda, konu eksiklerini en kısa sürede tamamlayarak ikinci dönem yapılacak sınavlarda notlarını yükseltmeleri konusunda motive olmaları sağlandı.

22 Şubat 2012

Psikolojik danışmanlık alanı çok kapsamlı ve geniş bir alan… Bu alanı öğrencilerimizin doğru kullanabilmesi ve farkındalıklarını arttırmak için destek sunulan konuları içeren bir çalışma hazırladık. Bizlerin çok hoşuna giden bu çalışmayı sizlerle de paylaşmak istedik. Bize yardımcı olan resim öğretmenimiz Nevin Gültekin’e çok teşekkür ederiz.

21 Şubat 2012

4.sınıf öğrencilerimize Çalışma Davranışını Değerlendirme Ölçeği uyguladık. Öğrencilerimizle beraber sonuçları değerlendirerek hangi yöntemlerin kendilerini başarıya taşıyacağı konusunda çalışmalar yapıyoruz. Çalışmaya başlama ve sürdürme alışkanlıklarımız, bilinçli çalışabilmek, öğrendiğini kullanabilmek, not tutma ve ders çalışma alışkanlıklarını bilmek ve uygulayabilmek, ödevleri uygun bir şekilde yapabilmek, okula karşı tutum sınavlara hazırlanmak ve girmek konularında hangi çalışmaları yapmaları gerektiği konusunda görüşmeler sürdürüyoruz.

14 Şubat 2012

2.Dönemin başında öğrencilerimizin motivasyonunu arttırmak ve ders çalışma yöntemleri konusunda bilgilendirmek amaçlı Rehberlik Bölümümüz bir çalışma yaptı.6.sınıflara ve 7.sınıflarımıza yapılan ‘Verimli ve Etkili çalışma, etkili dinleme yöntemleri ve hangi ders nasıl çalışılır?’konularını kapsayan sunumda öğrencilerimiz kendi çalışma yöntemlerini paylaşmış, varsa hatalarını görme ve düzeltme fırsatı yakalamışlardır.

10 Şubat 2012

03 Ocak 2012

Okulumuzun 8.sınıfları ve lise hazırlık sınıfları ile derslerime nasıl çalışmalıyım? Derste nasıl aktif dinlerim? Çalışma programım nasıl olmalı konularında paylaşımda bulunduk. Sınav Kaygısı konularında bilgilendirildik. Dinlediğimiz sunumda daha planlı çalışmayı öğrendik.

02 Ocak 2012

Yeni yılı yeni oyunlarla karşılamak istedik. Bunun içinde oyun sandığımızın en eski oyunlarını çıkardık. Yıllarca annemizi, babamızı, dedemizi… büyüten oyunlar artık bizi de büyütecek. Her hafta panomuza asılacak oyunlarla hiçbir zaman eğlencesini yitirmeyen oyunlarımızı oynayacağız. İlk oyunumuz Çılgın Çember…

ÇILGIN ÇEMBER
Nasıl oynanır: Bir ebe seçilir ve diğerleri ebenin etrafında el ele tutuşarak çember oluştururlar. Ebe ayaklarını hiç yerden kaldırmadan oyuncular dokunmaya, oyuncular da ebenin kendilerine dokunmasını engellemeye çalışırlar. Ebenin dokunabildiği kişi oyun dışı kalır ya da ebe olur. Oyuncular ebeden kaçarken eğilip sağa sola gidebilirler. Eğer ebe ayaklarını oynatırsa yanmış sayılır.
HOROZ OYUNU
Kaç kişiyle oynanır: 1 hakem en az 5 kişi
Nasıl oynanır: Oyuncular iki gruba ayrılır. Ayak burunları üzerinde diz üstü çökerek karşılıklı dizilirler. Avuçlarını karşıdaki oyuncunun avucuyla birleştirirler.
Oyun hakemin işareti ile başlar. Her oyuncu karşısındaki oyuncunun dengesini elleri ile iterek bozmaya çalışır. Oyunda ayağa kalkmak, karşısındaki oyuncunun üzerine düşmek yasaktır. Yere düşen veya ellerini yere değdiren yanar. Hangi grupta daha çok kazanan varsa o grup birinci olur.
EBE TURA BİR-İKİ-ÜÇ
Kaç kişiyle oynanır: Kalabalık gruplarla oynanır.
Nasıl oynanır: Bu oyunda ebe bir duvarın ya da bir ağacın önünde dururken diğer oyuncular onun on on beş metre arkasında durular. Ebe gözlerini kapayarak ebe tura bir iki üç diye bağırırken oyuncular koşarak duvara yaklaşmaya çalışırlar. Ebe gözlerini açar açmaz kimse hareket etmemelidir, ebe ise oyuncuları güldürerek onları kıpırdatmaya çalışır, gülen oyundan çıkar. Duvara değip ebeden kaçan oyunu kazanır ve yeni ebe olur.

06 Aralık 2011

Anaokulu öğrencilerimize Ankara Gelişim Tarama Envanteri uygulanarak, öğrencilerimizin yaşa göre gelişim gösterdikleri alanları tespit ettik. Değerlendirme sonucu çocuğun gelişimi dil gelişimi, zihinsel beceriler, küçük-kas gelişimi, büyük-kas gelişimi, sosyal gelişim ve öz bakım becerileri alanlarında değerlendirilmiş olur. Bu alanlarla ilgili olarak anaokulu öğretmenlerimizle beraber öğrencilerimizin gelişimlerini destekleyici çalışmaları planladık.

25 Kasım 2011

6/7.Sınıf öğrencilerimiz ile Ergenlik Dönemi bilgilendirme çalışması yaptık. Kızlar ve erkek öğrencilerle yaptığımız çalışmalarda kendimizi ve içinde bulunduğumuz dönemimizi daha iyi tanıdık.

19 Kasım 2011

TED Bursa Koleji Anaokulu’nun velilerine yönelik düzenlenen seminerimizde Uludağ üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Asuman Yüksel “Okul Öncesi Yıllarda Veli Olmak” konusu tartışıldı. Katılımlarından dolayı velilerimize teşekkür ediyoruz.

18 Kasım 2011

Minik PDR yayına girdi Anaokulu velilerimiz için hazırladığımız dergimiz Minik PDR yayın hayatına başladı. İlk konumuz 4-5-6 yaş çocuklarının gelişim özelliklerinin paylaşıldığı dergimizi hazırlama kararı aldığımızda ilk konumuzun gelişim özellikleri olması gerektiğini düşündük. Çünkü çocuklarımızın gelişim özelliklerini bilmek onlardan bekleyebileceğimiz ve bekleyemeyeceğimiz davranışları belirleyebilmemiz için bizlere yol gösterici olacaktır. Çocukluk yıllarında edindiğimiz beceriler, görüşler, yargılar… çocuklarımızın ileriki yıllardaki gelişimlerine de katkıda bulunur. Gelişim dönemlerini başarı ile tamamlamaları çocuklarımızın hayata daha sağlam adımlarla hazır olmalarına da destek olacaktır. Sizlerin de dergimizde çocuğunuzla ilgili ipuçları yakalayacağınızı düşünüyoruz.

14 Kasım 2011

Bildiğimiz oyunları küçüklere de taşımak amacıyla başlattığımız “Büyüklerden Oyunlar” projemize olan katkılarından dolayı 5.sınıf öğrencilerimiz Ümran Aslan ve Öykü Ertek’e teşekkür ediyoruz ve aşağıdaki videoyu sizlerle paylaşıyoruz. İyi seyirler…

7 Kasım 2011

Okul bize göre mutlu olma, öğrenme ve eğlenmenin bir arada olduğu bir yer olmalıdır. Kimse mutlu olmadığı, tadını doyasıya çıkaramadığı bir ortamda tam bir öğrenme yaşamasının mümkün olmadığını düşünüyoruz. Okulla ilgili en güzel anılarımızın arasında teneffüslerde arkadaşlarımızla beraber yaşadıklarımız ilk sıralarda yer alır. Bizler de öğrencilerimizin güzel anılarına katkıda bulunmak için teneffüslerimizi renklendirmek istedik. Düşle Yap dersi öğretmenimiz Aymer Zülfikar’la beraber neler yapabileceğimizi araştırdık ve koridorumuzu bu hale getirdik…

28 Ekim 2011

28.10.2011’de yapılan öğrenci başkanlığı seçiminde 4 grup aday olmuştur. Gruplarımız ve aldıkları oy sayıları aşağıdadır.
TEDİRGİN: A.HİKMET SAĞDIÇ Başkanlığında 62 oy ile başkan olmuştur.
HAREKETED: ÇAĞLA VARDAR Başkanlığında 52 oy almıştır.
ANONİM: BURAK GÜNEY Başkanlığında 27 oy almıştır.
TEDBULL: CAVİT MERT BAYSAN Başkanlığında 18 oy almıştır.
Seçim sonuçları ile ilgili olarak Lise Müdür Yardımcısı Sami SARIOĞLU ilgili komisyon eşliğinde oyları saymış ve değerlendirmiştir. Kapalı oylama sonucunda 160 Öğrenciden geçerli oy toplandı.3 Öğrenci oy kullanmadı.1 Boş oy çıkmıştır.

21 Ekim 2011

21.10.2011 de yapılan öğrenci başkanlığı seçiminde ilköğretim 2. Kademeden 8 öğrenci, ilköğretim 1. Kademeden de 43 öğrenci aday olmuştur. Seçim sonuçları ile ilgili olarak ilköğretim Müdür Yardımcısı Gülsün Savaş Ve Nuran Topçu ilgili komisyon eşliğinde oyları saymış ve değerlendirmiştir. Kapalı oylama sonucunda 344 Öğrenciden 302 geçerli oy toplandı.
1. BAŞKAN olarak 64 oy ile 8B sınıfından Demir GÜZEL,
2.BAŞKAN olarak 29 oy ile 5A sınıfından Atacan TUHAN seçilmiştir.
1.Başkan yardımcısı olarak 45 oy ile 7A sınıfından Peri GENÇOĞLU,
2.Başkan yardımcısı olarak 28 oy ile 5B sınıfından Rengin BARIŞICI seçilmişlerdir.
Öğrenci Meclisi toplantılarımız düzenli olarak yapılmaktadır.Öğrenci başkanlarımız meclisin ve öğrenci arkadaşlarının beklenti ve isteklerini okul idaresine sunuyorlar.Bu çalışmalar düzenli olarak devam ediyor.Her şey daha iyi bir eğitim ortamı ve mutlu çocuklarla dolu okulumuz için..

10 Ekim 2011

TED Bursa Koleji’nin ev sahipliğinde Nova Dershanesi’nin katkılarıyla gerçekleşen Nevin Dölek’in workshop çalışması 7-9 Ekim 2011 tarihlerinde gerçekleşti. Kısa süreli çözüm odaklı danışmanlık yaklaşımı en temel düzeyden başlanarak incelendi ve uygulama çalışmaları yapıldı. Workshop en eğlenceli kısımlarından biri de uygulamayı bizlerin yaptığı alanlardı. Yeni olduğumuz bir yaklaşımı uygulamaya çalışırken birbirimizi izleyip, dinleyerek kitaplarda yer almayan birçok bilgiyi de edinmiş olduk.

8 Ekim 2011

Okulumuz 5.sınıf öğrencileri İris Yaşar, Yasemin Adalıer, İrem TOKLUCU, Lal Batman, İdil Su Çervatoğlu’nun TED Bursa Koleji’nin psikolojik danışmanları olan Elif Dönmez, Ayşe Mine Karaman ve Özge Gülmeriç’le yaptıkları röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.
PDR’nin açılımı nedir?
Elif Dönmez: Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik öğrencilere eğitim hayatında kendilerini gerçekleştirmeleri ve kendilerini tanımaları için çeşitli teknikler kullanan bölümdür.
Sayfamızdan beklentileriniz nelerdir?
Özge Gülmeriç: Öğrencilerimizin kendilerini ve yaptıkları çalışmaları ifade etmelerini amaçlıyoruz.
Sizce sayfa hazırlama fikri nasıl bir fikir?
Elif Dönmez: Öğrencilerimizin bulduğu bu fikri destekliyorum ve kalıcı olmasını diliyorum.
Daha önce blog hazırladınız mı?
Mine Karaman: Hayır, bu ilk çalışmamız olacak.
Not: Pekiyi sizlerin soruları var mı?

6 Ekim 2011

Türk PDR Derneği’nin düzenlemiş olduğu XI. Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik Kongresi’ne 3-5 Ekim 2011 tarihlerinde bizler de katıldık. Psikolojik Danışmanlık alanında tüm meslektaşların ortak çalışmalarını paylaştığı bu kongre oldukça yararlıydı. Alanla ilgili olarak yeni şeyler duymak bizleri çok heyecanlandırdı.

12 Eylül 2011

Okulumuz açıldı. Tüm öğrencilerimize iyi bir sene geçirmelerini diliyoruz.

En az 1024x1280 çözünürlük, Chrome tarayıcı tavsiye edilir.
TED Bursa Koleji Bilgi İşlem Departmanı © 2010-2014